Kuşadası Haberleri

SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG)

 

 

Yeme bozukluğu denince aşırı kilo vermiş, güzellik meraklı genç kadınlar aklınıza gelebilir. Fakat yeme bozuklukları her yaşta ve cinsiyette görülebilir. Kadınlarda erkelere göre on kat daha fazla görülür. Her yüz kadından ikisindeyeme bozukluğu olduğu düşünülüyor. Yeme Bozuklukları Akademisi’ne (Academy forEatingDisorders) göre Amerika’da 10 milyon kadın ve 1 milyon erkeğin yeme bozukluğunun olduğu tahmin edilmektedir. Erkeklerde yeme bozuklukları son 10 yılda iki katına çıkmıştır.



Yeme Bozuklukları, çok önemli psikolojik ve fiziksel sağlık problemlerine yol açar. Hatta ölüm riski taşıyan bozukluklardır.Kişi çok zayıf olduğu ve yetersiz beslendiği halde kendisini şişman görür ve kilo verme gereksinimi duyar. En küçük bir kilo artışı anksiyeteye, paniğe neden olabilir ve kilo verme tek amaç haline gelir. Yeme bozukluğu olan kişiler, genellikle hasta olduklarını kabul etmez, rahatsızlıklarını saklar ve tedavi olmak istemezler. Şüphelenmeniz gereken davranışlar: öğünleri atlamak, yemek yememek için bahaneler uydurmak, toplum içinde yemek yemek istememek, aşırı sık tartılmak, sadece düşük kalorili yiyecekler tüketmek, kilo kaybı belli olmasın diye çok bol kıyafetler giymek, başkaları için aşırı uğraşarak yemekler yapıp, kendisinin bunları yememesi v.b.

 


Amerika Psikiyatri Birliği’nin tanımladığı kriterlerde, yeme bozuklukları şöyle sınıflandırılmıştır:

  • AnoreksiyaNervoza
  • BulimiyaNervoza
  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu
  • Sınıflandırılamayan Yeme Bozuklukları.
  •  

 

Anoreksiya veya Bulimiya’da kişinin (gizli) obsesif bir şekilde yemek ve kilosuyla meşgul olduğu görülür. Anoreksiya da aşırı kilo kaybı görebiliriz ama Bulimiya’da ağırlık değişimi çoğu zaman farkedilmez. Bulimiya’da, aşırı açlıktan sonra yeme nöbeti geçiren kişi, nöbetten sonra bu davranışını telafietmek için tekrar aç kalır, kendini kusturur, laksatif ya da diüretik kullanır, aşırı egzersiz yapar. Kendinden iğrendiği veya utandığı ve suçlu hissettiği için, genelde bulimik davranışlarını gizlice yapar. Aşırı ve hızlı yeme nöbetinden sonra, aşırı bir aç kalma, kusma vs. döngüsü, fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Anoreksiya veBulimiya arasındaki en büyük fark, Anoreksiya’daki aşırı zayıflıktır. Anoreksiya’da uzun zaman aç kalan kişi, yemek yememeyi kendine hedef olarak belirlemiştir. Ama arada yeme nöbetleri de görülebilir. Ve kişi kendini kusturarak, laksatif kullanarak ve aşırı egzersiz yaparak, aldığı kalorileri kaybetmeye çalışır. Aşırı zayıf olsa da kendisini kilolu olarak algılar ve devamlı kilo vermekle meşguldür.

 

Yeme bozukluklarının altında yatan sebepler genelde fiziksel, psikolojik ve çevreselfaktörlerdir.

 

Fiziksel faktörler:

  • Ailede yeme bozukluğu varsa, kişinin bu bozukluğu geliştirme riski daha büyüktür.
  • Araştırmalara göre, erken doğan çocuklar risk grubuna girmekte.


Psikolojik faktörlerden birkaçı:

  • Mükemmeliyetçi ve başarı odaklı kişilik
  • Kendine güvensizlik
  • Negatif benlik, değersizlik düşünceleri
  • Yetersizlik korkusu, kaybetme korkusu


Bazı çevresel faktörler ise:

  • Zayıf olmanın önemini vurgulayan sporlar (bale gibi) ve meslekler (modellik gibi)
  • Kilo vermenin çevre tarafından pozitif desteklenmesi
  • Çocuklukta yaşanmış kötü tecrübeler, ihmal, istismar veya şiddet gibi.
  •  


Yeme bozukluklarının tedavisinde psikoterapi, psikiyatrik terapi (ilaç tedavisi), beslenme danışmanlığı ve genel tıbbi bakım programlarının beraber yürütülmesi gerekir. Anoreksiya hastalarında terapinin ilk adımı sağlıklı bir kiloya ulaşmak, Bulimiya’da yeme ve kusma nöbetlerinin önlenmesidir. Psikoterapi bu hastalıklarda şarttır çünkü kişinin hasta olmasına sebep olanpsikolojik sorunları çözmesi gerekir. Bunu hastalığı tetikleyen düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını anlayarak ve değiştirerek yapabilir.

Görüntülenme Sayısı: 3104

SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG) Yazarın Diğer Yazıları