Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 14°C
En Düşük : 7°C
Kuşadası Haberleri

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar

Yarın 24 Temmuz Basın Bayramı bir başka adıyla “sansürün kaldırılması”nın 109. yıl dönümü.

 

Özgür basının önemi bugünden tam 109 yıl önce anlaşılarak II. Meşrutiyet ile birlikte Türk basınından sansür kaldırıldı. Yayın hayatına başlayan ilk Türkçe özel gazete ise 1860 yılında, Tercüman-ı Ahval gazetesi idi. Tercüman-ı Ahval gazetesi, Ziya Paşa'nın eleştirel bir yazısı nedeniyle, Mayıs 1861'de iki hafta gibi bir süreyle gözdağı verilmek için kapatıldı; bu, Türk basınında açıkça "sansür"ün ilk örneği oldu.Türk Basın tarihinde de  Falih Rıfkı Atay sansürün kaldırıldığı gün, 24 Temmuzun basın bayramı olması fikrini ileri sürdü ve bu fikir kabul görülerek Cumhuriyet Dönemi'nde 24 Temmuz tarihi "Türk Basınından Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı" olarak ilan edildi.

 

 

Hayatın olağan akışı içinde meydana gelen olaylar hakkında haber alma ve yayma faaliyeti basın yayın ve medya kuruluşları tarafından yerine getirilmektedir. Bu faaliyetin en önemli ve en etkin aracı olan basınımız, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurları arasında yer almaktadır.

 

Hızla gelişen ve değişen dünyada içinde yaşadığımız iletişim çağında televizyon, radyo ve gazete gibi klasik mecralara internet eklenmiş, cep telefonlarına taşınan haber kanalları güncel gelişmelerin aktarım hızında sınırları zorlamaya başlamıştır. Gelişmelerden anında haberdar olan ve ona göre kişisel ve toplumsal tepkilerle harekete geçen vatandaşımızın doğru ve ilkeli habercilikle bilgilendirilmesi artık daha fazla bir sorumluluğu gerektirmektedir.

 

Basının elinde tuttuğu gücün varoluş amacına uygun kullanımı toplumda katılımcılığı artırmakta, insanımızın bireysel ve toplumsal sorumluluğunu gelişimine de katkı sağlamaktadır.

 

Haberlerin spekülasyondan uzak, net, anlaşılır ve tarafsız olması, toplumsal ve ahlaki değerlerin dikkate alarak hazırlanması, gücünü özgürlüğünden alan basın yayın kuruluşlarımızın sahip olması gereken en önemli vasıfları arasında yer almalıdır.

 

Haber alma ve yayma faaliyetinin beraberinde yürütülen basın yayın faaliyeti aynı zamanda toplumu bilgilendirmek, eğitme, kontrol etme, gündem oluşturma gibi faaliyetleri de içermektedir. Böylesine geniş bir etki alanı bulunan basınımız gelişen ve kalkınan ülkemizin dünyayla bütünleşmesine de imkan sağlamaktadır.

 

Basının kendisinin etki alanındaki kitleyi yönlendirmesi ne kadar sağlıklı bir yaklaşım tarzı değilse, geçmiş dönemlerde basına ne yapması gerektiğini dikte eden sansür uygulaması da o denli yanlış bir uygulama olmuştur. Bu manada basında sansürün kaldırıldığı 24 Temmuz 1908 tarihi basın açısından bir dönüm noktası olmuştur.

 

Biraz da basında sansür kavramını açarak tarihsel gelişimi ile ilgili de örneklendirelim...

Latince kökenli “hüküm vermek” anlamına gelen “cencere” kelimesinden türemiş olan sansür, “çeşitli kavramların çeşitli yollarla kontrol altına alınması” olarak kabaca tanımlanabilir.

Sansür insanlık tarihinde çok eski zamanlarından beri şu ya da bu şekilde varlığını göstermiştir. Bilindiği gibi kültür, sanat ve düşüncenin gelişmesine, yaygınlaşmasına öncülük eden (kitap, dergi, gazete vb.) basındır. Diğer anlatımla basın toplumun kulağıdır, sözcüsüdür, aynasıdır. Tarihte devlet yetkisini elinde tutan güçler, düşünceyi ve basını baskıyla denetimde tutmaya çalışmışlardır. Fransa imparatoru I. Napolyon, “Eğer basının dizginlerini elimden kaçırırsam, iktidarda üç aydan fazla kalamam” söylemiyle basının önemini ve sansürün nedenini belirtmektedir.

 

Basına, düşünceye yönelik baskı ve sansürle ilgili onlarca yapıt, yüzlerce makale bulunmaktadır. Bu yazılı kaynak ve belgelerden yararlanarak bunlardan bazılarını hatırlatalım:

– M.Ö. 220. yıllarda Çin kralı Şih-Huang, halkın bilinçlenmesini engellemek amacıyla bilginlere baskı uyguluyor ve kitaplarını yasaklıyordu; var olan kitapları toplatarak meydanlarda yaktırıyordu. Yaktırılan kitaplar arasında Filozof Konfiçyüs’un kitapları da vardı.

– Asur kralı Asur Banipal döneminde bozulan yaşam koşulları karşısında halkın uyanış ve direnişinden korkan kral, kendine bağımlı yöneticilere gönderdiği mektupta : “Bu mektubu aldığın zaman askerlerini yanına al. Ezide tapınağında ve kişilerdeki tabletleri topla bana gönder” diye emir verir.

– M.Ö. 5. yüzyılda Spartalıla savaş peşindeyken, komşusu Atina ise, kültür ve sanat alanındaki gelişmelerini yaygınlaştırarak, eşit koşullar içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. Atina’daki kültür ve sosyal gelişmelerden korkan Spartalılar, Atina kültürünün ve sanatının kendi ülkesine girmesini yasaklıyor, kültür ve sanatın gelişmesine öncülük eden düşünürlere acımasızca işkence ve ceza uyguluyorlardı.

– Roma İmparatoru Augustus, İmparatorun ve Kilise’nin düşüncesine aykırı gelen kitapları toplatarak meydanlarda yaktırdı.

–  Piskopos Theophilius’un öncülüğünde (M.S.391) İskenderiye’deki “Aeropeum” kütüphanesinde bulunan 900.000 kitap içinde felsefe, fizik, matematik gibi bilimsel içerikli olan kitaplar yaktırıldı.

– Moğollar’ın barbar ve yağmacı ordusu, 1729 yılında Bağdat’a girdiğinde Bağdat’ta bulunan 20 kütüphane tahrip edildi. Tüm kitaplar yırtıldı, Dicle Nehri’ne atıldı.

– 19. yüzyılda Çarlık Rusya Kralı I. Nikola: “Benim eğitimli insanlara ihtiyacım yoktur. Bana sadık  insanlar gereklidir.” diyor, mevcut kitapları toplatarak meydanlarda yaktırıyordu.

– Osmanlılar’da sansür alanındaki ilk resmi uygulama 1864’te çıkarılan Matbuat Nizamnamesi (Basın Tüzüğü) ile başlamıştır. Bu tüzükle gazete ve dergi çıkarmak izne bağlanıp, hükümete gerekli gördüğü durumlarda yayın organlarını kapatma yetkisi tanınmıştır..

– II. Abdülhamit yönetimi sansürün en katı biçimiyle uygulandığı bir dönemdir. 1881’de kurulan Encümeni Teftiş ve Muayene’ye gazete, dergi ve kitapları yayımlanmadan önce denetleme yetkisi verilmiştir. Bu dönemde birçok gazete ve dergi kapatılıp, basılan her şey siyasal düzene uygunluk açısından denetlenmiştir.

– II. Meşrutiyet (1908) ile birlikte basına uygulanan sansür kaldırıldı. Bu nedenle II. Meşrutiyet’in ilan edildiği 23 Temmuz, Cumhuriyet döneminde basın bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır ancak mütakere  döneminde (1918-22) ise İstanbul’daki ve Anadolu’daki işgalci güçler basına tekrar sıkı bir sansür uygulamaya başlamışlardır.

– II. Dünya Savaşı sırasında da basına sansür ve denetim uygulandı.

1961 Anayasası basına sansür konulmayacağını güvence altına almıştı. Ama sıkıyönetim dönemlerindeki uygulamalar gizli sansür olarak değerlendirilebilir.

1982 Anayasası‘nda da basının sansür edilemeyeceği hükmünün olmasına karşın, buna bazı istisnalar getirilmiştir. Anayasanın, kamu düzeninin bozulmasına neden olabileceği düşünülen yayınların dağıtımının yetkili merciler tarafından engellenebileceği hükmü ile radyo, televizyon ve sinema gibi kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınların izne bağlanabileceği hükmü, sansür uygulamalarına yol açan önlemlerdir.

– 1986’da çıkarılan Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu ile oluşturulan Denetleme Kurulu’na ve vali, kaymakam gibi yöneticilere bu tür yapıtların denetlenmesinde geniş yetkiler verilmiştir.

 

24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışının 109’uncu yıldönümü nedeniyle, tüm meslekdaşlarının 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. 

 

Görüntülenme Sayısı: 520

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar Yazarın Diğer Yazıları