Kuşadası Bugün
Sıcak
En Yüksek : 41°C
En Düşük : 24°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

 

 

            Dile kolay. Tam elli yıldan beri dünya edebiyatı ile haşir neşirim. Türk olduğumuz için elbette Türk edebiyatının yazar ve şairleriyle genç yaşlarda tanıştım. Oradan yabancı edebiyata atladım.

            Yabancı edebiyat bende çeşitli ülkelerin yazarlarını, insanlarını tanıma fırsatı yarattı. Seyahat edemesem bile yabancı edebiyatla dünyanın pek çok ülkesini dolaşır gibi oldum.

            Yarım asırdır yabancı edebiyatı planlı bir şekilde okuyamadım. Karışık bir şekilde, rastgele inceleyebildim. Çünkü hem bu alanda bir eğitici yoktu, hem de eski yıllarda çevrilen kitap sayısı çok azdı.

            Yaşım küçük olduğu için işe galiba Jules Verne’lerle başlamışım. Kaptan Hatteras’ın Maceraları, Esrarlı Ada, Dünyanın Merkezine Seyahat, Doktor Oks, Güneye Karşı Kuzey gibi…Bu kitapları Söke’deki Hacı Halil Paşa Kütüphanesinden alırdım. Resimli Jules Verne kitapları hayal dünyamın çok genişlemesine neden oldu. Daha sonraları Michel Zevaco’nun Pardayanlar dizisini okuduğumu hatırlıyorum. Çok sayıda macerası vardı Pardayanlar’ın ve son derece zevkli, sürükleyici bir havaya sahipti. Demek ki yabancı edebiyata Fransız edebiyatı ile adım atmıştım.

            Bunu Varlık yayınlarının yabancı yazarlardan çevirdiği küçük boy kitaplar izledi. Ortaokul Türkçe öğretmenimin sınıfa getirdiği bu kitaplar yavaş yavaş diğer yabancı yazarları tanımama vesile oldu. İlk zamanlar kitapların isimlerine önem verirken daha sonraları kitapların yazarları üzerinde durmaya başladım. Artık isme göre değil yazarına göre kitap okuyordum. Edebiyatçı biyografilerine ilgim artmıştı. Aynı yazarın onbeş yirmi kitabı gözüme çarpmaya başlamıştı.

            1972 yılında yine Varlık yayınlarının “Büyük Yazarlar” isimli kaynak kitabıyla karşılaşmam yabancı edebiyatta atak yaptıran bir şans oldu benim için. Kitapta çok sayıda yazarın kısa da olsa hayat hikâyeleri ve başlıca eserleri yer alıyordu. Bu küçük kaynak kitap benim için hayat boyu ışık veren bir eser olmuştur. O sıralarda büyük yazarların yapıtlarının hepsi Türkçeye çevrilmiş olmasa da en azından bu edebiyatçıların hangi ülkelere ait olduklarını ve hangi kitapları yazdıklarını anlamaya başlamışımdır. Kaynak kitapların çok az olduğu bir dönemde bu kitap benim için pırlanta değerinde olmuştur, yabancı edebiyat alanında önümü açmıştır. Geceleri arkası yarın ve radyo tiyatrosunu radyodan dinlemem de yabancı edebiyata olan ilgimi giderek arttırmıştır.

            Bu arada okuduğum ve aldığım kitaplarla ilgili defterler tutmaya başlamıştım. Yıl yıl, ay ay kitapların adı ve yazarlarını bu defterlere kaydediyordum. Bu alışkanlığım bugünlere kadar gelmiştir. Daha sonra bu defterlere yeni defterler eklenmiştir. Fihrist şeklindeki defterlere aldığım kitapları yazar başlıklarına göre yazmaya başlamıştım. Felsefe, psikoloji, sosyal konular, tasavvuf dallarındaki defterlerimin yanı sıra edebiyat ile ilgili fihrist defterlerim de oluşuyordu. Böylece isim sırasına göre yabancı edebiyatçıların bende bulunan kitapları şekillenmeye başladı.

            Yıllar geçtikçe yabancı edebiyatçılarla ilgili kaynak kitaplarım artıyordu. Bu kitaplardan yararlanarak kendim de ülkelerine göre yazarları dosya kâğıtlarına yazarak kitaplarımı bir araya toplamaya çalıştım. Böylece bu hususta yabancı edebiyat klasörlerim ortaya çıktı. Fransız, Alman, Amerikan, Rus, İngiliz, Brezilya, Japonya, Çin, İtalya, Yunanistan, İspanya edebiyatı gibi…

            Ülke yazarlarına göre bende biriken bu kitaplar koleksiyon yapar gibi kütüphanemde birikir oldu. Şimdi Amerikan edebiyatçısını Amerikan edebiyatı, Rus edebiyatçısını Rus edebiyatı bölümümde arıyorum. Yazar veya şair hangi ülkenin edebiyatçısı ise o ülkenin bölümüne bakıp kitabını kolaylıkla bulabiliyorum. Öykü yazarı olduğum için, öykülerle ilgili, Türk öykü yazarlarının kitaplarının bölümü olduğu gibi, yabancı öykücülerle ilgili edebiyat bölümüm de var. Burada dünyanın en önemli öykücülerinin kitapları yer alıyor. Ne de olsa meslektaşız ve onların kütüphanemde ayrı bir yeri var.

            Kütüphanemdeki kitapları gören insanların ilk sorusu şu oluyor:

            -Bu kitapların hepsini okudun mu?

            Bu soru ile hayatımda belki de yüz kez karşılaşmışımdır. Elbette hepsinin okuyamadım ama vakit buldukça okuyorum.

            Bu güne kadar ekonomik alanda, siyasi alanda, dinler tarihi hususunda, sosyoloji konusunda pek çok yabancı kitap okudum. Fakat bu kitapları yazan yabancı yazarları aklımda tutamamışımdır. Felsefe, psikoloji, biyografi, hukuk, bilim, ekonomi, tarih alanlarında da çok sayıda yabancı eser okudum. Ancak bu kitapların yabancı yazarlarının isimlerini hatırlayabilmem neredeyse  imkânsız. Belki Freud, Adler, Jung, Fromm, Schopenhauer, Nietzsche, Osho, Krishnamurti gibi isimleri hatırlayabilirim. Buna rağmen, demek edebiyat alanına ilgim o kadar büyükmüş ki yabancı yazarlarının isimlerinin hepsini çok iyi biliyorum.

            On üç yaşımda tanıştığım “Sefiller” muazzam bir eserdi. Bu dev eseri Fransız yazar Victor Hugo’nun nasıl yazdığını hâlâ anlayabilmiş değilim. Yine aynı yazarın Notre-dame’ın Kamburu’nu unutabilmek mümkün mü?

            Dostoyevski ile tanışmam da genç yaşlara dayanır. Karamazof Kardeşler, Suç ve Ceza, Kumarbaz, Budala gibi eserlerin Rus yazarı, bende en çok “Ezilenler” isimli kitabıyla iz bırakmıştır.

            Yine Fransız yazar Gustave  Flaubert ile erken dönemde tanıştım. Madam Bovary’i çoğunuz bilirsiniz

            Rus yazarı Tolstoy’un çok sayıda kitabı Türkçeye çevrildi. Savaş ve Barış’ın yazarı ile biraz geç tanıştım. Hâlâ daha okuyamadığım eserleri var, belki de zaman yetmediğinden.

            Gençliğimde Alman yazar Goethe’nin fazla eseri basılmamıştı. Kırmızı ve Siyah’ın yazarı Fransız Stendhal’in de öyle. Bulabildiğimiz kadarını okuyabiliyorduk.

            Amerikalı yazar Jack London’la tanışmam da çok erken döneme rastlar. Arkası Yarın’da dinlediğim ve sonradan defalarca okuduğum Martin Eden favori romanlarımdandır. Deniz Kurdu da öyle. London’ın ellinin üzerinde kitapları var bende. Cengiz Aytmatov’dan sonra en büyük yazar bence.

            Kırgız Türkü Cengiz Aytmatov aslında yabancı yazar değildir bizim için. Ünlü bir Türk yazarıdır. “Cemile” ve “Selvi Boylum Al Yazmalım”çok sevdiğim eserleridir. “Beyaz Gemi”yi ise askerdeyken zevkle okumuştum. Cengiz Aytmatov’la her Türk gurur duymalıdır.

            En çok sevdiğim yazarlardan biri de Panait Istrati’dir. Rumen asıllı yazar eserlerini tam bir halk diliyle yazmıştır. Gerçek bir halk yazarıdır. Sokak Kızı, Baragan’ın Dikenleri, Kodin, Kira Kiralina, Minka Abla belli başlı romanlarıdır.

            Franz Kafka ile çok geç tanıştım. Dönüşüm, Dava, Şato yazarı acayip bir psikolojik roman yazarı. Düşünce alanında gerçekçi bir fikir insanı.

            Biyografi eserlerine bayılırım. Edebiyatçı, ekonomist, müzisyen, sporcu, bilim adamı, sinemacı, siyaset insanı, komutan, din adamı, felsefeci, sosyolog, psikolog, ressam vb. bütün ünlülerin hayatlarını anlatan kitapları alır, okumaktan zevk duyarım. Kütüphanemde yabancı edebiyattan Çehov, Tolstoy, Austen, London, Marquez, Virginia Woolf, Bukowski, Dostoyevski gibi edebiyatçıların biyografi kitapları da bulunuyor.

            Johannes Mario Simmel gençlik zamanlarımın ünlü yazarlarındandı. İtalyalı yazarın çok ilginç tiyatrolarını da dinlerdim radyodan. Güneşten De Sıcak, Papaz Her Zaman Pilav Yemez, Aşk Dediğin Laftır, Acı Yudum, Yalnız Değiliz, Çalınmış Rüyalar gibi romanları unutulmaz.

            Fransız Albert Camus kaliteli yazarlardan. Yabancı, Veba gibi eserleri ünlüdür.

            Avusturyalı yazar Stefan Zweig’in eski yıllarda çok az kitabı vardı Türkiye’de. Şimdi ellinin üzerinde çevrilmiş eserleri var. Amok, Bilinmeyen Bir Kadının Mektupları, Demon’la Savaş bunlara bir örnek. Ayrıca birkaç ünlü insanın biyografilerini de yazmıştır.

            İngiliz yazar Charles Dickens’i aklıma getirdiğimde Oliver Twist’i düşünürüm. İki Şehrin Hikâyesi, Büyük Ümitler, Antikacı Dükkânı, David Coperfield gibi meşhur kitapları var.

            Borçtan kurtulamayan Fransız yazar Balzac, bende “Goriot Baba”sıyla iz bırakmıştır.

            Norveçli Knut Hamsun denilince aklıma radyodan dinlediğim “Pan” isimli eseri gelir. Açlık, Dünya Nimetleri, Victoria gibi kitapları da kütüphanemde yerini almışlardır.

            İhtiyar Balıkçı’nın yazarı Ernest Hemingway’i unutmak mümkün mü? Amerikalı yazarın okuduğum Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Klimanjaro’nun Karları, Silahlara Veda  gibi eserleri aklıma geldikçe gençlik günlerim canlanıyor hayalimde.

            Aynı şekilde Fareler Ve İnsanlar, Cennetin Doğusu, Gazap Üzümleri, Sardalya Sokağı gibi kitapların sahibi Amerikalı John Steinbeck’i nasıl hatırlamam? Bu yazarlar bizim ufkumuzu açmıştır.

            İngiliz George Orwell’in Hayvan Çiftliği ve 1984 isimli kitaplarını okumayanınız var mı bilmem?

            Agatha Christie’nin ilk okuduğum kitabı “On Küçük Zenci” idi. Kadın polisiye yazarının gerilim dolu kitapları popülerliğini hâlâ muhafaza ediyor.

            Ünlü yabancı yazarların bütün eserlerini okuduğumu iddia edemem. Fakat yıllar geçtikçe yabancı yazarları daha planlı bir şekilde tanıdığım için kitaplarını daha sonra okumak niyetiyle almışımdır. Fransız Marcel Proust da bunlardan biridir. Aynı şekilde Alman Thomas Mann ve Günter Grass da ilgi alanımdadır.

            Bukowski, son yıllarda tanıdığım Alman kökenli ABD’li yazar oldu. Açıksözlü, içinden geldiği gibi yazan, küfürbaz bir yazar ve şair. Diğer adı Pis Moruk veya Chinaski. Çok sayıda kitabı basılmış ülkemizde. Demek ki çok okunan bir yazar.

            Bende en fazla kitabı olan önemli yabancı yazarlar:

            İngiliz Jane Austen, Fransız Balzac, Alman Heinrich Böll, Joseph Conrad, Alphonse Daudet, İlya Ehrenburg, William Faulkner, Rus Gogol, Maksim Gorki, Andre Gide, Herman Hesse, Sherlock Holmes, Milan Kundera, Thomas Mann, Marquez, Musset, Moliere, Somerset Maugham, Marcel Proust, Puşkin, Pırandello, Turgenyev, Virginia Woolf, Emile Zola, Bulgakov…

            İkibinli yıllarda dünyada bazı yazarlar parladı. Şimdiki edebiyatseverler genelde bu yeni yazarlarla okumalarını sürdürüyorlar. Meselâ ABD’li yazar Paul Auster, Paulo Coelho, Italio Calvino, Elias Canetti, İtalyan Umberto Eco, Fuentes, Grange, Llosa, Amin Maalouf, yer altı edebiyatından Chuck Palahniuk, Jose Saramago, Susanna Tamaro, Kurt Vonnegut, Vasconcelos bunlardan birkaçı…

            Son zamanlarda ülkemizde Japon yazarların da kitapları yer almaya başladı. Gençliğimde ilk okuduğum Japon yazar Yasunari Kawabata idi. Şimdi ona Murakami, Mişima, Ishiguro Kazuo da eklendi. Kütüphanemde Japon yazarlar ayrı bir bölümde yer alıyor.

            Girit’ten geldiğimiz için Kazancakis’i okumamam mümkün olamazdı. Adadaki Rumlarla Türkler arasındaki ilişkileri anlatan kitapları bir hayli ilgimi çekti. Zorba, El Greko’ya Mektuplar, Kardeş Kavgası, Günaha Son Çağrı, Kaptan Mihail gibi eserleri unutulamaz.

            İngiliz yazar Shakespeare hakkında ne denilebilir ki? O çağda o kadar çok edebi kitap yazması mucize gibi bir şey. Sözleri her zaman düşündürücü olmuştur. Aynı şekilde İspanyol Cervantes’in de eski çağlarda “Don Kişot” gibi bir eseri ortaya çıkarması büyük bir edebiyat başarısıdır.

            Kendim öykü yazarı olduğum için kütüphanemde öykü yazarlarının kitaplarının olması çok doğal. Çok zengin bir öykü kitaplığına sahibim. Rus Çehov’un, Fransız Maupassant’ın, Amerikalı O.Henry ve Erskine Caldwell’in, Edgar Allan Poe’nun, Nobel ödüllü Alice Munro’nun öykü kitapları baş köşede. Kısa öyküler insana küçük yaşta okumayı çok sevdiriyor. Anton Çehov’un enteresan öyküleri zevkle okunuyor. Erskine Caldwell de sevdiğim öykü yazarlarından. Öykü dünyası bir edebiyatçı için apayrı bir dünya. Yabancı şairlerin şiirlerini de zaman zaman okurum fakat bu şiirlerin doğru çevrilmesi çok önemli, aksi halde anlaşılması çok zor oluyor.

            Koskoca edebiyat dünyasında adaşım olan Lübnanlı Halil Cibran’ı hatırlamamak olur mu? Peygamber, Deli, İnsanoğlu, Ermişin Bahçesi, Kum ve Köpük unutulmaz eserleri arasında.

            Birçok yabancı yazar elimden geçti. Üstelik plansız bir şekilde. Tekrar dünyaya gelmeyi ve bu sefer planlı, programlı bir şekilde okumayı isterdim edebiyat ustalarını.

            İyi bir okur ve yazar büyük yazarların dünyasında yaşar. Kitaplar, düşünceler, yazarlar ve edebiyat bu tür bir insan için büyük mutluluk kaynağıdır.

            Caz dinlemeyi çok severim. Felsefe, psikoloji, dinler tarihi, sosyoloji, biyografi, tarih, ekonomi, alternatif tıp, çizgi roman, kişisel gelişim kitapları okumayı çok severim. Ancak, edebiyat dünyası benim için bambaşka bir dünya…

            Edebiyata ve yabancı yazarların eserlerine olan tutkum devam ediyor. Bu tutku mezara kadar sürecek bir tutku. Kütüphanemden uzaklaşırken bunu düşünüyorum. Bu serüven ancak toprağa girince sona erer.

Görüntülenme Sayısı: 154

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları