Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 20°C
En Düşük : 12°C
Kuşadası Haberleri

FATİH DÖNMEZ - Tiyatrocu/Aktör

Bu yıl her yıl olduğundan daha fazla insan bayram tatiline çıktı.Yollar kilometrelerce konvoy, feribotlarda azami bekleme süresi 6-8 saat,daha tatil bitmeden kazalarda ölen insan sayısı 100 kişiyi buldu,tatil beldelerinde hiç bir otelde pansiyonda tek bir boş yatak kalmadı.Dışarıdan bakan da “Vay,Türkiye’de turizm ne çok ilerlemiş,herkes tatilde” diye düşünebilir.Ama işin aslı öyle değil.

 

Son yıllarda yalanın,şiddetin,talanın,hırsızlığın,riyakarlığın,insan hakları ihlallerinin  girdabında bıkmadan usanmadan mücadele eden Türkiye halkı,bütün bu çirkin gündeme ara verip,önündeki yeni yalanlar, talanlar,cinayetler,riyakarlıklarla mücadele edebilmeye devam edebilmek;haklılığına rağmen yenilmelerini sineye çekebilmek için üç beş gün dinlenmeye çekildi.

 

 

Yoksa  yanıbaşımızda islamcı teröristler kafa kesip ülke sınırlarımız içinde cihat çağrısı yaparken,Gazze’de binlerce çocuk,kadın,erkek katledilirken,politikada seçim meydanlarında hakaretler-iftiralar havada uçuşurken;kadınlara gülmek yasaklanırken,insan emeği sömürülürken sanki hiç bir şey yokmuş ve her şey normal gidiyormuş gibi tatile gidecek kadar duyarsız  bir halk değildir Türkiye halkı.

 

 

Ben de bütün Türkiyeliler gibi aldım eşimi,kızımı,kayın validemi yanıma ve tatile çıktım.Ege ve Akdeniz tarafında aşırı derecede doluluk olacağını tahmin ettim ve tam tersi istikamete,kuzeye sürdüm arabamı:Kırklareli’nin Bulgaristan sınırında bulunan Karadeniz kıyısında yer alan İğneada’ya. Doğrusunu söylemem gerekirse daha önceden adını bile bilmiyordum.Google sağolsun,İstanbul’a yakın tail yerlerini arayınca İğneada’ya yönlendirdi bizi.

 

 

Yaklaşık beş saatlik bir araba yolculuğundan sonra İğneada’ya vardık.Yolculuğun son 60 kilometresi muhteşem bir orman yoluydu.Istranca Dağları’nda bulunan muhteşem Longoz ormanı yollarından geçip,İğneada’ya ulaştık.Girer girmez de o güzelim Longoz ormanları bitip korkunç çirkin bir kasabaya girdik.Neden ormanla bütünleşik,doğayla iç içe bir kent planı kurulmaz ki?Neden şehir ille de doğadan kopuk olsun ki?Bunu bir türlü anlayamıyorum.

 

 

Pansiyona yerleştik,çıktık  İğneada’yı keşfe.İlk dikkatimi çeken,Ada taksi,Ada balıkçısı,Ada Restoran gibi isimler oldu.Hemen anladım ki İğneada’lılar da şehirlerine biz Kuşadalılar gibi “Ada” diyorlar. Demek ki tek “Ada” bizimki değilmiş.

 

 

Nerdeyse 20 kilometre boyunca Karadeniz sahili,pek de alışık olmadığımız kadar durgun ve temiz bir deniz,sahil bitiminde ormanlar,içinde kefal,sazan ve somon balıklarının bol olduğu göller ile muhteşem bir doğaya sahip bir kasaba İğneada.Ama ben bir Ada’lı olduğum için ve yıllarca turizmle uğraştığım için İğneada’nın turistik olarak ne kadar geride olduğu,esnafının ve belediyenin bu konuda ne kadar bilgisiz olduğu gerçeğinden kaçamadım.

 

 

Mesela bolca turist alan bir kasabada deniz kenarında yürüyüş yapabileceğiniz bir sahil şeridi bile yapılmaması belediyenin eksikliği.Kasabanın ortasındaki meydanda korkunç bir trafik sıkıntısı,her yere parketmiş yüzlerce araç.Kasabanın tam orta yerinde benzin istasyonu ve berbat yollar ve kaldırımlar.Belediyenin alması gereken çok yol var.

 

Gelelim esnafa.Pansiyonlarda sıcak bulmak bile bir nimet.Odalar genel olarak bakımsız ve pis.Bir sohbet esnasında güzel bir dille anlatmaya çalışsam da pansiyon sahibinin pek de bu durumu düzeltmeye istekli olmadığını gördüm.Anladım ki fazla masrafa girmeden,para harcamadan,tadilat yapmadan,hizmet vermeden  kolay yoldan parayı cebe indirmeye çalışıyor.Buradan Kuşadası esnafına çok ders çıkar bence.

 

 

Kasabada doğru dürüst yemek yiyebileceğiniz bir restoran yok.Meydandaki restoranlar,en az yemeği en pahalı fiyata satmaya çalışıyorlar.Genel felsefe şu:Bu turistler bugün var,yarın yok.Ben cebimi doldurayım da,ne olursa olsun.Bir balık restoranına gittik,muhteşem bir deniz manzarası vardı ama o kadar kötü bir servis verdiler ki yemeği yarıda bırakıp restorandan ayrıldık.Fiyatlarının ne kadar pahalı olduğundan söz etmek istemiyorum bile.

  Kasabada kültür sanat adına her hangi bir girişim görmedim.Bu eksiklik,bence İğneada’nın en büyük handikapıydı.İçinde kültür sanat faaliyetleri olan şehirlerde insanlar daha hoşgörülü,daha geniş ufuklu,daha esprili,daha hoş sohbet,daha ileri görüşlü oluyor.Bu da gelen turistin kalitesini yükseltiyor ve turistin sürekliliğini sağlıyor.

 

 

 

Bu üç günlük kısa tatilin son gününde İğneada’dan 15 km daha kuzeyde,bir Bulgaristan köyü ile karşı karşıya bakan Beğendik Köyü’ne gittik.Orada deniz,İğneada’dan daha muhteşemdi.Yerel esnafa karşıdaki köyün adını sordum.Ahtapon dediler,sonradan araştırınca anladım ki o köyün adı Rezovo,Ahtapon değil.Zaten Ahtapon da yanlış telaffuzmuş.Gerçeği Ahtopol olacakmış.Karşıdaki köyün adını bile bilmeyen bu esnaf,güneşin altında dev bir çukur açmış.Çukurun içini cehennem sıcağı bir ateşle doldurmuş.O çukurun çevresinde peynir tenekelerinde köy tavuğu yapılıyor.Bu tavuğun hazırlanması yaklaşık bir buçuk iki saat sürüyor.Ama öyle güzel bir tavuk ki tatil boyunca gördüğünüz bütün olumsuzlukları unutturuyor.Bir kez daha anladım ki emek verilerek yapılan her şey çok çok güzel oluyor.

 

Eski bir turizmci,yeni bir turist olarak bu geziden şunları öğrendim:

1-Doğa güzel olacak ama şehir de güzel olacak.Sadece doğal güzelliğe sığınırsanız tam olarak turizmci sayılmazsınız.Turizm,kültürüyle ve hizmet sektörüyle bir bütün.Bu da iyi yetişmiş elemanlarla mümkün.

 

2-Turizmde belediyelere düşen görev sandığımızdan daha fazla.

 

3-Esnaf,her şeyden önce dürüst olacak.Dürüst olmayan esnaf eninde sonunda kaybeder.

 

4-Turistler salak değiller.Onlar da parayı çok zor kazanıyorlar ve kazıklanma hissi kalplerini kırıyor ve ayaklarını oradan kesmelerine sebep oluyor.

 

5-Konaklama,tatil için en önemli şeylerden biri.Turistler güzel ve sağlıklı bir odada,saygı gördüklerini bilerek tatil yapmak istiyorlar.

 

6-Bir şehri diğerlerinden ayıran kendine has özelliğini asla kaybetmemek gerek.Bu özellik o şehrin en büyük hazinesi ve kültürüdür.

 

7-Kuşadası esnafı ve belediyesi olarak biz de bu hataları çok yaptık ve o yüzden bugün şehrimizde kimsenin yüzü gülmüyor.

 

8-Tek “Ada”bizimki değil ama en güzel  “Ada” bizim Ada. 

 

Artık bu yılki tatilin de sonuna geldik.Umarım ülke olarak iyi dinlenmişizdir,çünkü önümüzde yine yalanlar,talanlar,cinayetler,savaşlarla dolu bir yıl bizi bekliyor.Biz güzel insanlarız,ne olursa olsun hep umutlu olmalı,hep çalışkan olmalı,hep doğrudan,barıştan ve ezilenden yana olmalıyız.Hep gülmeli,hep sevmeli,hep şarkı türkü söylemeli,dans etmeliyiz. Er ya da geç,özlediğimiz o güzel günler gelecek.

Görüntülenme Sayısı: 1515

FATİH DÖNMEZ - Tiyatrocu/Aktör Yazarın Diğer Yazıları