Kuşadası Haberleri

NAZLI ÖZGÜVEN

 

 

Günümüzde, 2009 yılında hayatı AGORA adlı bir film ile ölümsüzleştirilen bu ilk kadın filozofun hayatını izlediğimde yaşadıklarından o kadar çok etkilendim ki, bilgisayarımı açıp araştırıp, sizinle paylaşmaktan kendime hakim olamadım.

 

            O, bundan çok uzun bir zaman önce ne teleskopun, ne uzay aracının, ne de bilim ve astronominin ispatlanabileceği bir dönemde yaşıyordu. Orta Çağ’da M.S. X.yy’ da yaşamış yani, yaşadığımız bu günden tam 1600 yıl önce dünyanın döndüğünü kesin olarak ispatlamaya çalışan ve hatta yörüngesinin elips olduğunu keşfeden ilk kadın filozof: Hypatia.

 

           O sadece varsayımlarıyla, sadece gökyüzüne bakarak ve sadece üstün zekasını kullanarak o dönemde, o imkansızlıkların içerisinde bir mucizeyi gerçekleştirmiş olduğunun tam olarak farkında bile değildi. Evet, bulmuştu. Öne sürdüğü tezlerin hepsi doğruydu ama bunu ispatlayacak teknoloji maalesef o dönemde bulunmuyordu. Hypatia’nın bulduğu teorilerin hepsinin doğru olduğu ölümünden tam 1200 yıl sonra ‘’ Bilim Devrimi ’’nin gerçekleştirildiği dönem ispatlandı. Orta Çağ başlarında şu an tamamen yok olan Pagan’lık dinine inanan herkesi zorla Hristiyan yapan, olmayanları canice katleden geri kafalı bağnaz dindarlardan oluşan bir grup, Hypatia’nın bir kadın olarak eğitim vermesini hatta fikirlerini dile getirmesini eleştirip, onu dinsizlikle ve büyücülükle suçladılar. Birçok kaynakta; diğer Hristiyanlara korku verebilmek için Hypatia’yı kiliseye götürüp önce derisini istiridye kabuklarıyla yüzüp sonra da taşlayarak öldürdüklerini yazar. Hypatia’ nın vücudunun parçalarını sokaklarda gezdirip diğer kadınlara da düşünmesini, konuşmasını, fikir yürütmesini engelleyecek o vahşi korkuyu yerleştiren bu gözü dönmüş cani dinsiz grup, bilimdeki aydınlanmayı da 1000 yıl ileriye atarak, tarihteki yanan bu en büyük ışığı söndürmüş olur. Hypatia’nın bir kadın olarak fikirlerini savunmaya nefes aldığı o son ana kadar devam etmesi; öleceğini bildiği halde sokağa çıkıp cehalete meydan okuyan o cesur yüreği, bilimi ve felsefesi yüzyıllardır bize ibret olmaya devam edecektir. İmkansızlıklar içerisinde nasıl mucizeler olabileceğini, cani ve bağnazlardan oluşan o grubun Hypatia’yı katletmesine, hatta bütün çalışmalarını yok etmesine rağmen şu an günümüzdeki bütün kaynaklarda da Hypatia’nın nasıl tarihteki ilk kadın filozof, matematikçi ve astronom olarak anabildiğimizi görüyor ve onu tanıyamamış olmaktan dolayı derin bir keder duyuyorum.

 

           Hepimiz bilmeliyiz ki; tembellik, cehaletin en iyi arkadaşıdır.

 

           Cahil ve geri kalmış kuşaklar, tembel ve bilinçsiz ataların torunlarıdır.

 

           Cahillik tedavi edilemez bir hastalık değildir. Elinize aldığınız her kitap sizi iyileştirmeye yeteceği gibi, hem kültürel, hem de psikolojik olarak tedavi edilmenize yardımcı olur.

 

           Çalışmak, inanmak, aydınlanmak evlatlarınıza bırakacağınız en büyük hazinedir. İnançlı, araştıran ve sorgulayan bilinçli bireylerin evlatları, kolay kolay kandırılamaz.

 

           Ne demiş Ulu Önder Atatürk’ümüz;

 

           ‘’ Türkiye Cumhuriyeti’nin özellikle bu günkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu hep böyleydi. Eğer bugün batı, teknik ve bilimde bir üstünlük gösteriyorsa; ey Türk evladı, o kabahat da senin değil; senden öncekilerin affedilemez bir ihmalinin sonucudur. Şu nu da söyleyeyim ki, çok zekisin. Bu belli; fakat zekanı unut. Daima çalışkan ol…

 

          Çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek ise; boşuna yorulmak, terlemek demek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim, teknik ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur. Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir. ‘’

 

         Bize bırakılan bu paha biçilemez mirası korumak sadece Ata’mızın yolunu izlemekle olacaktır. Unutmayın; ışığı takip ederseniz, sizi mutlaka aydınlığa çıkarır.

 

        Hepimize, aydınlıktan bir balonun içinde yaşanacak, medeniyetle daha da yükseklere uçacak, aklımızı ve sağduyumuzu da o balonun içinde tutmayı ihmal etmeyeceğimiz barış dolu nice günler diliyorum.

 

Görüntülenme Sayısı: 679

NAZLI ÖZGÜVEN Yazarın Diğer Yazıları