Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 30°C
En Düşük : 20°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

 

 

            Biraz sonra yıkımcı patron gelir. Osman’ı işe alan adam, patrona ,bu arkadaş bugün geldi, onu ben getirdim, bizim gibi aynı yevmiye ile çalışacak, der. Patron kabul eder.

            Akşama kadar yanan Rum evlerinin kalıntılarını yıkarlar. Enkazdan kalan camlı pencereleri kırmadan sağlam çıkarırlar, çatı kiremitlerini de toplayıp bir kenara düzgünce istif ederler. Sonra patron at arabası ile onları taşıtır, satar.

            Osman, iş bulmuş çalışmaktadır. Sabah Mezarlıkbaşı’ndaki Rumeli işkembecisi ve çorbacısından çorba içer, sonra işbaşına gider. Öğle yemeğinde de oda arkadaşıyla birlikte bazen helva ekmek, bazen peynir ekmek yerler. Akşam evlerinde yemek de yaparlar. Ekseri yumurta pişirilir. Odaları aile evinde bir odadır. Geniş bir avlunun etrafında çepe çevre yapılmış odada kalmaktadırlar.

            Tuvaletleri avluda müşterek olarak kullanırlar. Çamaşırlarını yine avluda herkes gibi leğende yıkarlar. Odada elektrik yoktur. Bir mumla aydınlanırlar. Yemeklerini odanın ortasındaki hasırın üzerinde yerler. Banyo olmadığından şehir banyosuna gidip orada yıkanırlar. Şehir banyosu o kadar pahalı değildir. Bir kişiden 25 kuruş alırlar.

            Osman bir iki hafta çalıştıktan sonra patrondan izin alıp Kuşadası’na gelir. Evlerini özlemiştir. O gece anasının yaptığı tepsi böreği ile ev baklavasından yerler.

            Babası, Osman’a sorar :

            -Nicedir orada işler? Kazanır misın bari paracık? Gezmeyesin orada miskin miskin? Yap biraz para da seni evlendirelim. Biz isteriz seni evlendirelim. Olasın çoluk çocuk sahibi.

            -Ben de isterim evlenmek, fekat nerde bulasın bir helal süt emmiş birini. Çıkarsa yine karşımıza soysuz biri, bidamı boşamaya uğraşayım?

            -Abe oğlum hepiciği üle olmaz, buluruz elbet namuslu bir gelinceğiz, olursun çoluk çocuk sahibi.

            -Ben şimdi düşünmem evlilik, buldum bir iş, çalışıp para kazanayım. Olsun biraz para, yapayım arsaya bir odacık, otururum orada size yakın, gelininize göz kulak olasınız. Ama şimdi hazır param yok, evlenemem daha.

            -Allah ev yapana evlenene yardımci olur, sen koyusın aklına evlenmeyi hepiciği olur gider.

            -Ben yarın tekrar İzmir’e işimin başına dönerim. Çalışayım biraz bakalık.

            Sabah herkes kalkar. Halit Ağa süt satmaya gider, küçük kardeş Süleyman inekleri otlatmaya çıkarır. 

            Osman anasının elini öper, ondan helallik alır ve İzmir’e gider. Halit Ağa sütü satıp eve gelince Osman’ın gittiğini görür. Karısına, bulalım bu çocüğe bir kari, olmasın haylaz, olsun bizim yanımızda, nere ka böyle olacak, der. Saliha, ben de isterim evlensin, bakarım bir gelin, diye cevaplar.

            Halit Ağa Rumeli’den geldikleri için yerli halkı pek tanımaz, ne var ki hemşerileri Mevlüt Pancar, Çerkez köyünden evlidir. Mevlüt Pancar, Selanik’ten köylüsüdür Halit Ağa’nın.

            Ertesi gün Türkmen mahallesinde oturan hemşerisi Mevlüt Pancar’ı bulur.

            -Abe Mevlüt, biz isteriz Osman’ı evlendirelim. Ona lazım bir kız, sen evlendin Çerkez küyinden. Yok mudur bekar bir kız oralarda?

            Mevlüt, bizim ailenin tanıdığı güzel bir kız var, bakayım ailesine, sorayım evlendirmek isterler mi, isterlerse sana sülerim, bakarız, oğlanı evlendirelim, der.

            -Yaşayasın bre hemşerim. Sevaptır büle şeyler. Yuva kurmak için yardımcı olmak çok sevap olur.

            Akşam eve gelince, Saliha’ya:

            -Bizim hemşerimız Mevlüt’e süledim, oğlan içi bır kız bakacaklar.

 Bir iki hafta sonra haber gelir Mevlüt’ten, var bir kız ailesi ilen görüştüm, var niyetleri evlendirmek için.

-Geldi haber, der Halit Ağa Saliha’ya, var imiş bır kız. Lazım bekleyelım Osmani gelsin, ister ise yapariz sonra düğünlerıni.

 

İki hafta sonra Osman İzmir’den gelir. Babası:

 

-Sana bulduk bir gelin Çerkez küyden, biz isteriz evlenesin, olmaz büle orda burada, evlenesin kurasın yuvanı, olasın çoluk çocuk babasi.

 

Mevlüt’e haber verirler, gidelim isteyelım o kızi.

 

Mevlüt aileyi alır at arabası ile, hepsi Çerkezköy’e giderler.

 

Mevlüt onları gelin evine götürür, oturup birer kahve içtikten sonra, kızı ailesinden isterler.

 

Gelin tarafı aile, Osman’ı beğenmiş, kızlarını vermeye razı olmuşlardır.

           

Sütçü Halit Ağa’ların hayatları böyle sürüp gider…     

Görüntülenme Sayısı: 114

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları