Kuşadası Bugün
Parçalı Bulutlu
En Yüksek : 15°C
En Düşük : 4°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                                               

 

            “Abe gürdüm oralari, hep ova, incir ağaçlari, bağlari üzümlari, sanasın boncuk görünür içindeki çekirdeki. Ekmişler bazı yere dari, olmuş bir adam boyi darilar. Bilmezidık oralari, eğer bilseydik oralari, ora olurduk iskân. Oralarin tarlalarindan verirlerdi beklimde bize iskân hakki. Daha çok kazanıridik. Olsun bre buralari da güzel, oka sicak değil, sanki yaşarız cennette. Ço sıcakidi oralari, inekler yürümezidi sıcaktan, hep susarlaridi, bol bol su içirdım onlari.

            Akşamüzeri bizi sardi köpecikler, zor defettim onlari. Korkmadidım da değil, köpeklerden inecikler de ürktü bir azicık, onlari zor zaptetmişidım. Attım birine bir taş, geldi sırtına acidı canı, bağıra bağıra defoldu oradan.” Süleyman :

            “Nasıl baş ettin iki inek , sen ve köpekler?”

            “Olmasayidı elimde sopa nice olordu halimız bilemem. Yorgun argın geldik bir küye, ekmeğimız bitmiş idi, bakkal sordum küyliye bakkal yokimiş o küyde, dedim ekmek alacakidım, adamcağızın biri koştu getirdi bana ekmecik, almadı bendan para. O ekmeği küyli vermesa idi kalacaktık aç yollarda. Geceleri daha çok yol geldik. Haçan otlamaz idi inecikler, gece göremezlerdi kuri otlari.

            Saliha, koyasın gügümi ocaga ısıtasın bana su, yollarda toz topragin içine kaldık, yapayım avluda bir banyo.”

            Saliha’nın ateşi avluda yanıyor, daha sönmemiş, bir iki tane daha ocağa odun atıp kocasına su ısıtır. Saliha suyu hazırlar, temiz çamaşır havlu verir Halit Ağa’ya. Halit Ağa yıkandıktan sonra Saliha’ya:

            -Gidelim sağalım o inecikleri, kaç gün yolda sağılmamıştır, kim bilir ne ka süt verecekler, der.

            Saliha evden bir tabure iki de süt güğümü alır, dama ineklerin yanına gider, Halit Ağa da inekleri damın önüne çıkarır, duvarda bulunan halkalara sıra ile bağlar. İneklerin memelerini temiz su ile bir güzel yıkar. Evden getirdiği taburenin üzerine oturup başlar ineği sağmaya.

            Tek tek sağdığı ineklerden iki güğüm süt çıkar. Halit Ağa sevinir, daha önce iki inekten bir güğüm bile süt çıkmazdı. Birkaç gündür sağılmayan sarı inek ile kahverengi inekten epey süt alırlar. Halit Ağa, Saliha’ya:

            -Görürmüsün sari ineği ne ka süt verdi, bildim de aldım ben oni, verecek çok süt diye, der.

            İnekler sağıldıktan sonra sütü evlerine götürürler. Halit Ağa düşünür, yattığı yatakta hep hesap eder, her gün bu kadar süt sağarsa 20 kilo 25 kuruştan ne eder, yapar beş lira, sağarsak her gün bu ka süt bir ayda yapar 150 lira, kazanacam çok para. Onlara ekecem arpa, ekecem dari, yedirecem onlari, versinler çok süt. Bu hayallerle yorgun olan Halit Ağa uyuyup kalır.

            Sabah erkenden kalkar Halit Ağa. Alır iki güğümü, biri yarımlık, biri litrelik iki ölçekleri çıkar sokağa, evine en yakın yerden başlar satmaya sütünü. Bağırır:

            -Hayde taze süt, kaymaklı süt!

            Evlerden alan olur, yarım litre, bir litre. Halit Ağa’nın bir de abone müşterileri vardır. O aileler küçük çocuklarına her gün süt alıp içirirler. Halit Ağa onları bilir, onların sütünü ayırır, satmaz. Bazıları haftadan haftaya hesap görürler, bazı memurlar da aylık aldıklarında öderler süt parasını.

            Halit Ağa veresiye verdiği insanlara güvenir, onlar hesaplarını bilirler yemezler benim hakkımı diye düşünür. Zaten Halit Ağa öyle veresiye hesaplarını yapamaz, çünkü hiç okula gitmemiştir. Köylerinde okul yoktur. Küçük oğlu Sülman babasının yapamadığı hesapları yapıverir. Büyük oğlu Osman, Şerife’den ayrıldıktan sonra biraz sinirli olur, evde babası ile sık sık münakaşaya girerler.

            Osman bir gün anne ve babasına İzmir’e çalışmaya gideceğini söyler. İzmir’de çalışacak kişilere ihtiyaç olduğunu duymuştur. O zamanlar yanıklık olan Alsancak semtlerindeki enkazları temizlemeye adam arandığı ve yevmiyelerin yüksek olduğunu duyar. Kuşadası’ndan Selçuk’a oradan da trenle İzmir’e gider.

Osman İzmir’e gittiğinde ilk işi işçi kahvesini bulmak olur. Önce kahveyi bulur, kahvede işçilerle biraz sohbet eder ve kendisine kalacak yerinin bulunmadığını söyler. İçlerinden biri “Ben Mezarlıkbaşı’ndaki aile evinin birinde kalıyorum, odanın aylığı 5 lira, istersen gel beraber kalalım, oda kirasının yarısını sen verirsin” der. Osman kabul eder.                          

            Kalacak yeri bulduktan sonra da iş aramaya başlar. Kahvede oturanların çoğu zaten işçidir. Bir tanesi Osman’a “Ben bir yıkımcının yanında çalışıyorum, yevmiye üç lira, istersen gel çalış, yıkımcının zaten işçilere ihtiyacı var, durmadan enkaz alıp temizliyor, çıkan malzemeleri de gecekonduculara satıyor. Ben işimden memnunum, adamın parası da sağlam.”

            Osman “Peki, geleyim” der. Kaldığı yeri söyler, sabah nerde buluşacaklarını öğrenir. Oda arkadaşı ile birlikte gidip yatarlar. Sabah sözleştikleri yere erkenden gelir Osman, oradan toplanan işçilerle yıkım yerine giderler.

Görüntülenme Sayısı: 199

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları