Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 14°C
En Düşük : 7°C
Kuşadası Haberleri

SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG)

 

Otizm hayat boyu süren bir gelişim bozukluğudur. Hastalık değil, rahatsızlıktır. Bilgi ve sinyallerin beyin tarafından normalden değişik şekilde işlemesinden dolayı, iletişim ve sosyal etkileşim sorunları, kısıtlı ilgi alanları ve tekrarlayan davranışlar ortaya çıkar. Otizm bozukluğu olmayan bir kişi duyu organlarından gelen bilgileri tutarlı bir şekilde algılayıp, anlam verir. Otizmli beyin bu detayları birleştirmekte zorluk çeker. Bu yüzden iletişimde zorlanır, insanlarla etkileşimde bulunamaz veya hayal gücü kısıtlıdır. 

 

Hafif veya ağıra doğru ilerleyen rahatsızlıklarda bir sıralama görüldüğü için, Otistik Spektrum Bozukluğu’ndan (OSB) bahsedilir.Günümüzde otistik spektrum bozukluğu beş ana gruba ayrılmaktadır.

 

1. Otizm (bir başka adı klasik otizm)

2. Asperger sendromu

3. RETT Sendromu

4. Başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk (YGB-BTA)

5. Çocuklukta dağılma bozukluğu (bir başka adı Heller Sendromu)

 

Otizm erken yaşta başlar; 3 yaşından önce kendini gösterir ve çocuğun gelişiminde negatif etkiler belli olmaya başlar. Etkiler ‘otizm üçlüsü’ diye de adlandırılan üç bölgede görülür:

 

  1. Sosyal ilişkiler: duyguları ve yüz ifadelerini algılamada, tanımada ve anlam vermede zorluklar yaşarlar. Az göz teması kurar veya başka bir kişinin eli ile oynayarak iletişim kurmaya çalışırlar. Çoğu zaman kendilerine bakan kişi ile bağ kurarlar ama normalden biraz daha az güvenli bağlılık gösterebilirler. Genel düşünülenin aksine, otizm tanılı çocuklar yalnız kalmayı tercih etmez. Ama arkadaşlık kurmada ve sürdürmede zorlandıkları için, çok arkadaşları olmayabilir. Fakat arkadaş sayısı değil de kalitesi önemli olduğu için, tek bir kişi ile de yakınlıkları var ise, onlara yetebilir ve kendilerini yalnız hissediyorlar demek yanlış olur.
  2. Dil gelişimi: yavaş gelişen dil becerileri yüzünden ve kelimeleri somut algılamadan ortaya çıkan zorluklar yaşarlar. Mesela işaret edilen nesne yerine işaret eden ele bakabilirler, yaşlarına uygun olarak deneyimleri hakkında yorum yapmayıbaşaramazlar.Çoğunlukla başkalarının sözlerini tekrar ederler (ekolali) ya da kişi zamirlerini karıştırırlar. Detayları ayırt etmekte zorlanırlar. Onlara mantıklı gelen sebep-sonuç ilişkileri genelde anlaşılmaz.
  3. Davranış gelişimi: tekrarlanan bazı örüntüler görülebilir. Dünyayı anlamak ve problem çözmek için buldukları çözümleri devamlı tekrarlama isteği oluşabilir. Örüntüler onlara dünyayı anlamada destek olduğu için, bir süre sonra katılaşabilir. Örüntü bozulduğunda ise krizler yaşanabilir.
  4.  

Türkiye’de otizm bozukluğu olanların tam sayısı bilinmese de toplumun binde 1-2’sinde otizme rastlandığı sanılıyor. Avrupa araştırmalarında yüzde 1’den bahsediliyor.
Otizmin yüzde 90’ıgenetik ve sanıldığından çok daha az, yüzde 10’u, hamilelik ve doğum sürecinde yaşanılan problemlerden kaynaklanıyor. Diğer görüşlere göre çocuklukta yapılan aşılar gibi nedenler tartışılıyor, ama yeterli bilimsel araştırmalara dayanmadığı için, kanıtlanmamış olarak görülüyor.

Görüntülenme Sayısı: 1684

SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG) Yazarın Diğer Yazıları