Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

 

            Edebiyat dünyasının insanlarından kimisi şiirden romana, kimisi romandan hikâyeye, kimisi hikâyeden şiire geçmiştir. Benim ilk göz ağrım makaledir.

            Makale ne demektir?

            Gazetelerde, dergilerde bazen köşe yazıları görürsünüz. Bu yazılar, yazan kişinin görüşlerini, düşüncelerini yansıtıyorsa, size bilgi veriyorsa makale ile karşı karşıyasınız demektir.

            Yazarlık dünyasına makaleler yazarak atıldım. Bu işin serüveni şu şekilde :

            Yıl 1990. Evleneli üç yıl olmuş. İlk çocuğum bir yaşına girmiş. Kendi yaşım otuz iki. Kuşadası’nda 1982 yılında başlayan muhasebecilik mesleğim sürüyor. Önce 5 yıl kadar muhasebe yardımcısı olarak çalışıyorum. Daha sonra 1987’ de maliyeye kayıtlı olarak serbest muhasebeciliğe başlıyorum.

            İşte tam o sıralarda oturduğum eve gelip giderken mahallemizde bir matbaa gözüme çarpıyor. Matbaada sürekli şekilde ayakta durup harfleri dizmeye çalışan bir insan. Burada gazete basılıyor.Yerel gazetenin adı “Hisar”. Gazeteyi çıkaran insanın Fevzi Sarıbaş olduğunu öğreniyorum. Aydın’ın bir köyünden Ada’ya gelmiş. Canla başla matbaayı tek başına idare etmeye çalışıyor.

            Çok okumak yetmiyor, yazı yazmak medeni cesaret işi. Eskiden beri yazmak istiyordum ancak karşıma hiç fırsat çıkmamıştı. Matbaanın bizim sokakta açılmış olması fırsatın ayağıma geldiğinin habercisiydi. Gazeteler genelde çarşıların içinde basılır ama bu küçük matbaa Kuşadası’nın Tepe Mahallesi diye tabir ettiğimiz yerde, Hacı Feyzullah Mahallesindeydi.

            Sokağın tam köşesine denk gelen, giderek harabe haline geleceği önceden belli olan bu kırık dökük dükkâna adımımı atıyorum.         

-Merhaba, hayırlı işler…

-Sağolun, buyurun…

-Ben Halil Akgün, muhasebeciyim, bu mahallede oturuyorum. Burada gazetenizin basıldığını görüyorum. Gazetenize ben de yazı yazabilir miyim?

-Ben de Fevzi Sarıbaş…Gazeteyi ben çıkarıyorum. Ada’ya yeni geldik. Getirin bakalım yazılarınızı. Bir çaresine bakarız.

 

İlk makalemi vermekle yerel gazetede yazı hayatıma başlamış oluyorum. Bende  heyecan dorukta.Yazılarının çıkması, insanın yazılarını gazetede görmesi büyük bir mutluluk kaynağı. Adeta havalarda uçuyorum. Yeni sayıların çıkmasını dört gözle bekliyorum.

 

Makalelerimi önce “Muhasebeci Gözüyle” isimli köşemde yazıyorum. Daha sonra bu köşe ismi değişecek ve adı “Düşünce” olacak. Sonraki yıllarda beş altı yerel gazetede yazılarım çıkacak, ancak Hisar gazetesindeki çalışmalarım çok daha yoğun ve çok daha arzulu.

 

Fevzi Sarıbaş, bana mısın demeden bütün yazılarımı basıyor. Çok çalışkan bir insan. Gece gündüz işinin peşinde.  Bazen elde defter çarşıyı dolaşıyor. Haber topluyor. Siyasi toplantılara gidiyor. O zamanın iptidai yöntem ve özellikleriyle, yılmadan, büyük bir sabırla basın mücadelesi veriyor.

 

Köşe yazılarım nedeniyle şehirde tanınmaya başlıyorum. Bazı makalelerim ses getiriyor. Bazen mahkemeye veriliyorum. Şehrin çok çeşitli sorunlarına el atıyorum. Kendi çapımda projeler üretiyorum. Siyaset, felsefe, psikoloji, edebiyat, ekonomi gırla gidiyor. Fevzi Sarıbaş memnun, halk memnun, ben memnun. Yazmak bir birikim işi. Evvel Allah o birikim de bizde var. Kültür bizim işimiz. Aylarca gazetede çıkan yazılarımız insanlarımızı aydınlatıyor. Makaleler yazarken aklıma öykü veya şiir yazmak hiç gelmiyor. Belki de henüz bu birikime sahip değilim.

 

Yıllarca makaleler yazarak yazarlığımı sürdürüyorum. Fakat, artık bu tür bir yazarlık bana sıkıntı vermeye başlıyor. Çünkü yazılarımda bir edebî taraf göremiyorum. Dümdüz, sorunlara eğilen, bir şeyleri ispat etmeye çalışan yazılar. Edebiyattan, sanattan uzak konular.

 

Bu şekilde 2013 yılına kadar geliyorum. Derken bir makale daha yazıyorum fakat bu makale hafif öyküleşmiş bir makale. Kafamda şimşek çakıyor. Öykü yazamaz mıyım? Hem sıkıcı konulardan uzaklaşırım, hem de edebî değeri olur yazdıklarımın. Üstelik insanlar daha zevkle okur. Geçmişte kalmış anılarımı, o anda başımdan geçenleri ve arkadaşlarımın hatıralarını öyküleştirmeye başlıyorum. Gazetecilikten gelen alışkanlıkla öykülerimi makaleler uzunluğunda kısa kısa tutuyorum. Daha sonraki yıllarda yazdığım öyküleri kitaplaştırmak bana daha büyük bir zevk veriyor.

 

Rahmetli Fevzi Sarıbaş benim öykü dönemime denk gelmiyor. Destek vererek yazı hayatına atılmamı sağlayan basın emekçisini erken kaybediyoruz. Öykülerim, kardeşim Yavuz Akgün’ün kurduğu Kuşadası Gözcü gazetesinde tek tek yayımlanmaya başlıyor. Devir değişiyor. Artık gazeteler mümkün olduğu kadar internet ortamında çıkıyor. Ada’da kâğıt ortamında çıkan gazete sayısı çok azalıyor. Bu arada Davutlar Ekspres gazetesi de öykülerimi basmaya başlıyor.

 

2015 yılında Liya Yayınlarının öykülerimi kitap halinde basmaya başlaması edebiyat hayatımda benim için dönüm noktası oluyor. Böylelikle yazarlık hayatım daha düzenli bir hale geliyor. Bu arada şiirler de yazmaya başlıyorum. Makale yazmayı da tamamen bırakmış değilim. Ancak öykücülük daha ağır basıyor. Roman da yazabilirim ama binbir çeşit, ayrı ayrı konularda  kısa öykü varken insanları tek konuda sıkmaya hakkımız yok.                   

 

Kısacası, yazarlık hayatımın serüveni bu şekilde. Bakalım gelecekte edebiyat dünyasında rüzgârlar bizi nerelere sürükleyecek.

Görüntülenme Sayısı: 288

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları