Kuşadası Haberleri

YÜCEL ÖZDEMİR - HALKBİLİMCİ

 

          Geçen zamanın birinde Donna Rosenberg’in Dünya Mitoloji adlı kitabını incelerken, 7 kıtadan farklı milletlere ait mitolojileri sunduğunu ve okuyucuya karşılaştırma fırsatı vermesi açısından önemli olduğunu söyledikten sonra, 1000 sayfalık kitabın içinde Türk Mitolojisiyle ilgili bir satır yazılmadığını fark ettim. Dünya Mitolojisi adlı kitabı yazan Donna Rosenberg’in büyük ayıbıdır, diyemem; çünkü ülkemiz sınırları içerisinde her hangi 100 kişiye mitoloji dediğimizde aklınıza ne geliyor diye sorduğumuzda 99’unun Tanrılar Tanrısı Zeus’un şeceresini çıkarabilecek bilgiye sahip olduğundan eminim fakat Türk mitolojisi hakkında bir şey söyleyebileceği hakkında şüpheliyim…

 

          Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğünde Mitoloji; “Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ait mitlerin, efsanelerin bütünü” olarak tanımlamaktadır. TDK bile mitolojiyi Yunan mitolojisi örneğini vererek açıklıyorsa, Milli Eğitim sisteminin örgün eğitim yapısında Türk Mitolojiyle ilgili bir program yoksa kitle iletişim araçları, sosyal medya sadece Yunan mitolojisi üzerinden aktarım yapıyorsa, Türk mitolojisinin bilinmezliğin kaynağı tabi gelecek kuşaklar değil, bu kültürel kaybın temel sorumlusu kuşaklar arası kültür aktarımı yapamayan yaşayan kuşaktır. Ben burada Yunan Mitoloji kötüdür, Türk Mitolojisi üstündür demek istemiyorum. Burada demek istediğim “sen seni bil sen seni, sen seni bilmezsen, patlatırlar enseni”. Kültürel ifade çeşitliliğine saygılı olmanın kaynağı, kendi kültürünü bilme, başka milletlerin kültürünü tanıma ve anlamada gizlidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra Etibank ve Sümerbank kurması tesadüfi değildir, kendi kültürümüz üzerinden geleceğimizi inşa etme düşüncesidir.

 

Mitoloji Hakkında

 

          Mitoloji, İnsanlık tarihi ile eş zamanlı ortaya çıkan, değişik coğrafyalarda yaşayan insan topluluklarının geçirdiği kültürel evrim ile şekillenen, gelişen ve faklı kültürel ortamlarında ekotipleşen ( şekillenen, ortaya çıkan) bir konudur. İnsanlık tarihinin bilimsel düşünce yapısının öncesini kapsayan mitoloji, antike dönemde evreni algılamaya başlayan ilksel insanın, doğa olaylar karşısında verdiği doğaüstü tepkiler ile kendi inanç yapısını oluşturmaktadır.     

 

          Bu konu halkbilimin bir çalışma kadrosu olan halk inancının temelini oluşturmakla birlikte, diğer halkbilimi kadrolarını (halk mimarisi, halk oyunları, el sanatları, halk anlatıları… vb.) etkileyen temel bir işleve sahiptir. Bilimsel araştırma bağlamında konulara göre ayrılan halkbilimi çalışma kadroları esasında kendi aralarında organik bir bağa sahiptir. Bu bağın kontrol mekanizmasını ise halk inancı (halk inancının kaynağı da mitolojidir) oluşturmaktadır. Halk inancı diğer halkbilimi çalışma kadrolarıyla eyleme dönüşmekte, kültürel evrim içerisinde şekillenen, gelişen güncellenen dinamik bir hal kazanmaktadır. Fazla uzağa gitmenize gerek yok günlük yaşamımızda yaptığımız bazı uygulamaları sorgulayabiliriz; Biz neden ağaçlara çapıt bağlıyoruz, biz neden ateşin üzerinden atlıyoruz, biz neden elemtere fiş kem gözlere şiş deyip kurşun döküyoruz, biz neden gidenin arkasından su döküyoruz, biz neden yeni doğan çocuğu kırk gün dışarı çıkarmıyoruz, biz neden çocuğa kırklama yapıyoruz… Bize ait bu nedenlerin cevabını merak ediyorsak, bize ait mitolojimizi de bilmemiz gerekmektedir. Önümüzdeki dönemlerdeki yazılarımızda bu ritüellerin içindeki mitolojik unsurları anlatacağız. Ondan önce Türk Mitolojisinde öne çıkan bir kaç önemli mitolojik kahramanı tanıtmak istiyorum.

 

 

 

 

 

          Erlik yeraltı diyarında kara çamurdan bir sarayda veya duvarla çevrili kara demirden bir sarayda yaşar. Erlik’in sarayı insanların gözyaşlarından oluşan dokuz nehrin birleşerek Toybodım (Doymadım) Nehri’ne dönüştüğü yerde veya abra ve yutpa denilen korkunç su canavarlarıyla dolu olan Bay Tenis (Bay Deniz)’in yanında bulunmaktadır. Yunan Mitolojisindeki karşılığı da ölülere hükmeden yeraltı tanrısı Hades’dir.

 

 

 

 

 

          Tanrı Ülgen göğün 16. katında Altın dağda ikamet eder ve altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı ay ve güneşin ötesindedir. Ülgen, gök cisimlerini yönetir, yağmur yağdırır, gök gürültüsü ve yıldırımları da o gönderir. Tanrı Ülgen biri ak biri kara taşla gelerek ateşin nasıl yakılacağını insanlara öğretmiştir. Yunan Mitolojisindeki karşılığı Tanrılar Tanrısı ZEUS’tur.

 

          Tulpar (Başkurtça: Толпар, Kazakça: Тұлпар, Tatarca: Тулпар, Kırgızca: Тулпар, Rusça: Тулпар veya Тулпа́р), Türk Mitolojisinde yer alan kanatlı at figürü. Kırgızların Manas Destanında bu uçan kanatlı atlardan söz edilir. Yunan mitolojisindeki karşılığı Pegasus’dur. 2015 yılında Kuşadası şubesi kurulan TULPAR Halkbilimi, Eğitim, Kültür, Sanat Derneği’nin amaçlarında biri de yerel kültürel bellek üzerinden kentsel imgeler yaratmaktır. Tulpar’ın kanatlarında yükselen bir Kuşadası… Bu haftalık mitolojiniz kabul olsun.

 

 

Kaynakça

BİLGİLİ, Nuray, (2009), Türk mitolojisinin resmi / Turkish mythology Picture, Basılmamış; Yüksel Lisans, Türk Halk Bilimi, Gazi Üniversitesi.

KARAKURT, Deniz, (2011), Türk Söylence Sözlüğü,  Türkiye.

ÖGEL, Bahaddin, (2003), Türk Mitolojisi 1, T. T. K. Basımevi, Ankara.

  (2002), Türk Mitolojisi 2, T. T. K. Basımevi, Ankara.

Yücel ÖZDEMİR

Uygulamalı Halkbilimci

ozdemirthb@hotmail.com

Görüntülenme Sayısı: 888

YÜCEL ÖZDEMİR - HALKBİLİMCİ Yazarın Diğer Yazıları