Kuşadası Haberleri

AYDIN AVCI - Turizmci

 Dünya mimarlık günü, uluslararası mimarlar birliğinin belirlediği tema çerçevesinde tüm dünyada farklı etkinliklerle her yıl ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan bir gündür. Bu yarışmanın teması fotoğraflar ile bentlerin doğal, tarihi ve mimari değerlerin vurgulanması olup 2017 yılında Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenecektir. Bu sene Dünya Mimarlık günü 5 Ekim 2015 tarihine denk gelmekte, benimde mimarlık hakkında ki yazı dizim zamanına denk gelmesi benim açımdan bir hayli sevindirici oldu. Yazıma başlamadan önce bu dip notu sizlerle paylaşmak istedim. Yazıma gelecek olursak ilk yazımda mimarlığın geçmişteki ve gelecekteki durumunun bir bölümünü sizlere aktardım bu yazımda ise ikinci bölümünü yazacağım.

aydinavcimimar.jpg

GENEL PLANLAMA FAALİYETLERİ

                Memleketimizde ilk modern şehircilik tatbikatı cumhuriyetten sonra 1928 yılında Ankara’da yapılmıştır. Profesör Yansen tarafından hazırlanan plan ve teklif edilen talimatname ve kanun aynen tatbik edilmiş, ancak plana esas olarak verilen 50 sene için 250.000 ile 300.000 arası nüfus oranı 25 sene içinde iki misli artış kaydedince 1955 yılında yeni bir beynelmilel müsabaka yapmak mecburiyeti hasıl olmuştur. Diğer yandan İzmir şehri için 1951’de beynelmilel bir şehircilik müsabakası yapılmış ve şehir kazanılan plan esaslarına göre tatbikat görmüştür. Bu arada diğer bazı şehirler ile bazı kasabalar için muhtelif imar planları hazırlattırılmıştır. İstanbul şehrinde ise 1937’den itibaren muhtelif nazım planları yapılmış, her biri ayrı ayrı tatbik görmüş, fakat halen istikrar temin edici bir plana kavuşulamamıştır. 1957 yılında yürürlüğe konan imar kanunu memleket çapında bir gelişmeyi temin için düşünülmüştü. Çok ileri hükümlerine rağmen tam ve iyi bir tatbik görememiştir. 1958 yılından itibaren İmar ve İskan Bakanlığı’nın kuruluşu ile memleket ve hükümet çapında bir önem kazanmıştır. Bundan sonra 1960 yılının Ağustos ayından itibaren Bölge Planlama Teşkilatı faaliyete geçmiştir. Bu teşebbüslerden sonra SÜRVEY çalışmalarının yeterli seviyeye ulaşması bu çalışmalarla elde edilecek doğru verilere dayanan ve bünyeye en uygun planların hazırlanması ümit edilmiştir.

                Mimarlarımız 3458 sayılı Mimarlık Mühendislik hakkındaki Kanun tasarısı henüz tatbik mevkiine konmamıştır. Hâlbuki bu kanunlar tatbik şekilleri ve tanınan yetki hudutlarını açıklayıcı kesin esaslar bir an evvel hazırlanıp yürürlüğe konduğu takdirde memleket dengeli bir tatbikata ve onun faydalarına kavuşacaktır. Özel sektörde olsun, resmi sektörde olsun MİMAR-İŞ bağıntılarında genel anlamda başka aksaklıklarda göze çarpmaktadır. Mimarlar yıllar boyu sürmüş bir hoşnutsuzlukla halkın çoğunluğunun mimarı tanımadığından şikayet edilmektedir. Aslında bu üzücü gerçekte haklın hiçbir kabahati yoktur. Bunun sebeplerini 18. Yüzyıldan bu yana gerçek mimarı halka unutturan ters bir gidişattan aramak lazımdır. İşin mazisine bakılırsa görülür ki, bu kopma zamanından sonra ancak 19. Yüzyılın sonlarında Mimar adı altında ihtisas elemanı yetiştirme fikrine tekrar kıymet verilmiş ve Akademi nüvesi kurulmuştur. Fakat öte yanda önceleri Askeri idareye bağlı olarak bilahare Nafıa’ya bağlı olarak eğitim yapan ve ilk nüvesi 1734’te kurulan Mühendis Mektebi bünyesini yıllarca hakimiyeti altına almış olan ve hiçbir ayrım endişesi duyulmaksızın yurttaki mimarlık işlerini de diğer büyük işler gibi tedvin etmek üzere ve hatta zaman zaman bu mektebin özel kişiliğine bile müdahale etmiş bulunan memleketin hemen hemen bütün yapı işlerini elinde tutan Nafıa’nın o zamanlardaki geri zihniyeti buna çok bariz bir sebep teşkil etmektedir. O yıllarda kurulacak Mimarlık Şubesi ile faaliyete geçen Akademi- Mimarlık ihtisasını mühimsemeyen bu zihniyeti kırarak hakkını tanıtmak için yeteri kadar kuvvetli olamamış ve mücadele mimarlığın aleyhine yakın zamana kadar devam edegelmiştir. Bundan dolayı Anadolu halkı çoğunlukla şehir halkı bir süre mimardan çok mühendisi tanımıştır. Onun için mühendis mektebi bünyesinde, bu memleket gerçeğinin mücadelelerini yaparak aynı çatı altında MİMARLIK ihtisasını müstakil hüviyeti ile tanıtan ve önce mimarlık şubesine, bilahare mimarlık fakültesini kuranların hizmetlerini büyük şükranla anmak lazım gelir.

                Diğer yandan bugün imar kanununun 14. Maddesinde ifade edilen ve Odalar Birliği kanunu ile tatbikat görmüş bulunan ihtisasların ayrımına dair hukuki esaslara rağmen mimarlık ihtisasına ait işlerin hemen hemen yarısını inşaat mühendisleri yapmaktadırlar. İmar ve İskân Bakanlığı ile İstanbul Belediyesi’nin Fen adamlarının yetkileri ile ilgili tamirlerinden önce diğer Mühendisler ve Mimarlık işlerinin de hak iddiasında idiler. Bugün mimarlar Türkiye’deki mimarlık işlerinin tümünün hakkından gelebilecek adette ve seviyededirler. İmar kanununun 14. Maddesinin tam olarak uygulanmasının zamanı gelmiştir. Bu uygulama muhakkak ki mimarlıkla mimarların uğraşmasını gerçekleştirmek suretiyle memleket mimarlığına hizmet edecektir. Genel anlamda göze çarpan diğer husus da özel sektör ile resmi sektör işlerindeki ücret seviyelerinin dengesizliğidir. Arada hiçbir paralel bağıntı yoktur. Bu hususta pek çok huzursuzluk konusu olmaktadır ve genel anlamda bir an önce halledilmesi gereken bir konudur.

                Bu haftalık da benden bu kadar. Umarım yazımı ve anlattıklarımı beğenmişsinizdir. Hepinize hayırlı işler ve hayırlı haftalar diliyorum. Bir sonra ki yazımda buluşmak üzere hoşça Kalın…

Görüntülenme Sayısı: 2779

AYDIN AVCI - Turizmci Yazarın Diğer Yazıları