Kuşadası Haberleri

By: Admin
Perşembe, 17 Mayıs 2018
226


Latmos (Beşparmak) Dağları, Batı Anadolu’da el değmemiş doğal alanları ve açık hava müzesi niteliğindeki kültürel varlıklarıyla ülkemizde çok özel bir yeri olan bir doğa harikasıdır.


Tarih öncesi dönemden günümüze kadar devam insan yaşamının izleri ve bunlardan bize ulaşan kültürel miraslarla doludur.


13.YY.’ın sonunda, Türklerin Latmos’u egemenlikleri altına almasıyla birlikte, bölgenin kültürel çehresi yeniden biçimlenmiştir.


Latmos’un binlerce yıl devam eden Antik Dönem kalıntılarının yerini önce Osmanlı sonra da Cumhuriyet Dönemi yerleşim alanları almıştır.


Özellikle 60’lı yıllardan sonra kırsal alanların karayolu bağlantılarına kavuşmasıyla birlikte Latmos kültüründe de belirgin değişimler yaşanmıştır.


Latmos’ta ki Tarih Öncesi Dönem’de bilinen insan yaşamları, bilindiğinin aksine kaya resimlerinin bulunduğu alanlar değil, daha geniş ve güvenli mağaralar olduğunu Alman arkeolog Anneliese PESCHLOW meydana çıkarmıştır. Söke’ye bağlı Kisir köyü yakınlarında bulunan Taşköprü Vadisi’nde yer alan Mal Kayası Mağarası tarih öncesi insanına barınma imkanı sağlayan önemli yaşam alanlarından sadece bir tanesidir.
Antik Dönem’de Latmos’un özgün kayalarından elde edilen ve genellikle dağın doğal yapısından yararlanarak meydana getirilen yapılar kullanılmıştır. Antik Dönem ’in insanları doğayı tahrip ederek değil, doğanın coğrafik yapısından yararlanarak yaşam alanlarını yaratmışlardır.


Bölgenin Türk hakimiyetini geçmesiyle birlikte, antik dönemden farklı olarak yaşam alanları da değişmiştir. Yörük göçerlerin çok olduğu dönemlerde kıl çadırlar ve hayıt bitkisinden yapılan Çit Evler kullanılmıştır.
1980’li yıllara kadar yoğun bir şekilde kullanılan çit evler, fazla maliyet getirmediğinden, iklim koşullarına uygunluğu ve kullanım açısından kolay olması nedeniyle yörükler tarafından tercih edilen yapılar olmuştur.
Latmos’un kırsalında yaşayan yaşı 50’nin üzerindeki pek çok insan bu evlerde doğmuş, sevinçli ve hüzünlü yaşamları bu evlerde geçmiştir.


Çit evlerin ana hammaddesi, Latmos’un dere yataklarında bulunan hayıt bitkisidir. Ustalar çit ev yapımında kullandıkları hayıt dalını çiçeklenme döneminden önce keserler. Kesilen hayıtların yerine tekrar yeni filizler meydana çıkar.


Çit evin iskeletini oluşturan kalın ağaç aksamlar hem sert hem sağlam olması nedeniyle budama zamanında pinar ve delice dallarından seçilir. Çit ev tamamen örüldükten sonra, iç bölümü Latmos’un birçok yerinde bulunan yöre halkı tarafından keren adı verilen sakız toprakla sıvanıp, daha sonra beyaz kireçle badana yapılır. Önceleri çit evlerin çatısı, Azap Gölün’den temin edilen sazlarla örtülürdü. Zamanla çit evlerde de değişimler olmaya başlandı. Her yıl sazları değiştirmek yerine, daha kolay ve kalıcı olan kiremitler çatıları örttü.


Latmos’ta yeni yolların açılmasıyla birlikte kırsaldaki insanın yerleşik düzene geçmesi sonucu, çit evlerin yerini Karpuzlu’nun Tekeler Köyü’ndeki taş ustalarının yaptığı otantik taş evler almaya başladı.
Modernleşme tutkusu gelenekselin önüne geçerek taş evlerin üzerine beton sıvalar yapıldı, taş malzeme yerine tuğla ve betona dönüldü.


İyi kullanıldığında 35-40 yıl dayanan çit evler, ne yazık ki modernleşmenin etkisiyle gözden düşmüş ve bakımsızlık nedeniyle günümüzde tahrip olarak yok olmaya başlamıştır. Bugün Latmos’ta çok az yerde bu çit evlerden görmek mümkündür.


Çit evler yok olduğu gibi bunları ören eski ustalarda bu hayattan göçtü gitti. Günümüzde kalan birkaç ustadan birisi de Latmos Dağları’nın Ceritler mezrasında yaşayan Hüseyin KARAKAYA’dır. Kendisi bir çit evde dünyaya gelmiş ve yaşamının önemli bir bölümünü bu çit evlerde geçirmiştir. Bölgenin en iyi çit ev ustası olan babasından bu mesleğin sırlarını öğrenmiştir. Ancak günümüzde çit ev yaptıran olmadığından ne yazık ki bu sanatını sürdürememekte ve bu kültürün yok olmasına da üzülmektedir.
Biz de bu kültürün devam etmesi için çit ev ustası olan Hüseyin KARAKAYA’yı Çarşamba Söyleşileri ’ne konuk ettik.


Öncelikle Latmos’un bu kültüre ait bir sunumu gerçekleştirildi.


Daha sonra Çit Ev ustası Hüseyin KARAKAYA, çit evle ilgili anılarını, baba mesleğinin inceliklerini, bu şekilde yaşamanın kolaylığını, yaz-kış dönemlerindeki rahatlığını, depreme olan dayanıklılığını anlattı.
Hüseyin KARAKAYA getirmiş olduğu malzemelerle çit evin yapım şeklini minyatür bir örnek üzerinde canlı performans sergileyerek konuklara gösterdi. Gelen yoğun sorulara yanıtladı.


Bu dağların korunması için öncelikli olarak Latmos’un insanlarının korunması gerekir. Amacımız çit ev kültürün yaşatılması ve bunu yapan ustalara sahip çıkılması, gençlere bu kültürün öğretilmesidir. Hüseyin Karakaya, bahçesine, turistik tesislerine çit ev yaptırmak isteyenlere yardımcı olabileceğini ve kendinden sonra da bu kültürün yaşaması için gençlere bu konuda eğiteceğini söyledi. Bu kültürün sürdürülebilir olması için de hem büyük boyutta hem de minyatür çit evler yaparak bunlara turistik eşya olarak değerlendirmek istediğini belirtti.


EKODOSD üyelerinden ikisi kendi bahçelerinde çit ev yapılması için, Hüseyin KARAKAYA’ya sipariş verdi. Birçok üye de minyatür çit evlerden alacaklarına söz verdi. İsteyenler minyatür ev modellerini EKODOSD’un bahçesinde görebilirler.


Söyleşiden sonra Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Ayşe ŞERİFOĞLU tarafından, Hüseyin KARAKAYA’ya EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.