Kuşadası Haberleri

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar



Kuşadası’nda da 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Atatürk Meydanı’na çelenk konulması, günün anlam ve önemine ilişkin konuşmaların yapılması, Güvercinada’da 6.000 balık yavrusunun denizle buluşmasının ardından yarışma ve ödül törenleri düzenlenecek. Gelecek nesillere temiz ve bereketli bir deniz bırakmak hepimizin sorumluluğunda. Benim de bir balığım olsun diyen herkes 1 Temmuzda Güvercinada’da buluşacak. Bu anlamlı projebin gerçekleştirilmesinde önemli rol oynayan Kuşadası Esnaf Odası Başkanı Ahmet Çalım ve başkan vekili olan ve aynı zamanda Amatör Balıkçılar Derneği Başkanı Vedat Kazancığlu’nun büyük emekleri var. Bu proje bizlere ve gelecek nesillere çok önemli bir mesaj vermektedir. Doğa ve insan kaynaklı faktörlerden dolayı olumsuz etkilenen balık nesillerinin giderek azalması, bazı nesillerinin giderek kaybolmaya başlaması neticesinde bir takım önlemler alınmaya başlanması önemli bir unsurdur.


Yıllar önce 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nı duyduğumda bu ne bayramı ki diye merak etmiştim. Benim gibi anlamını bilmeyip merak edenler için küçük bir araştırma yapıp sizlerle paylaşmak istedim.Kabotaj; Bir devlerin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkıdır.


Bir devletin, kendi limanları arasında deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalıktır. Bu ayrıcalıktan yalnızca yurttaşlarının yararlanması, milli ekonomiye önemli bir katkı sağlayacağından, devletler yabancı bandıralı gemilere kabotaj koyma yoluna gitmişlerdir. Bazı Uluslar arası sözleşmelerde de kabotaj yasağı koyma yetkisine ilişkin hükümler yer alır.


Türkiye’de Kabotaj Kanunu’nun 1 Temmuz 1926 yılında yürürlüğe girmiş. Bu yasaya göre, akarsularda, göllerde, Marmara Denizi ile boğazlarda, bütün kara sularda ve kara sular içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma, bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verilmiş. Ayrıca dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlı, çarkçılık, Tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirileceği belirtilmiş.Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edilmiş.
Sonuçta bizim gibi üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke için kabotaj kanunları son derece önem taşımakta. Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından bu yana 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanmakta.


İlk dünya haritasını 1513 yılında çizen büyük denizci Piri Reis hem dünyada hem de Osmanlı'da çağdaş denizciliğin en önemli önderi olarak kabul edilmektedir. 1478 – 1546 yılları arasında yaşayan ve koca Akdeniz'i bir Türk gölü haline getiren Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa, dünya tarihinin en büyük deniz savaşcısı ve bir denizler fatihidir.

İşte böylesine denizciliği ve denizcileri ile iftihar eden Osmanlı İmparatorluğu, ne yazıktır ki gerileme ile yalnız toprak kayıplarıyla değil, denizciliğimizde de çok büyük darbe yemiş, hatta kapitülasyonlar döneminde kendi limanlarımız arasında bile ulaşım yabancı bayraklı gemilerle yapılmaya başlanmıştır. Bu, yalnızca gemi ve filo yetersizliği değil, İmparatorluğun tüm egemenlik haklarını kaybetmesinin bir sonucudur. Ta ki, 1923 yılında "Lozan Antlaşması” ile yabancılara tanınan kabotaj ayrıcalığının kaldırılmasına kadar.



Unutulmamalıdır ki, bu kabotaj hakkı bir gecede doğmadı. Neredeyse iki yüz yıla varan sıkıntıların ortadan kaldırılması ve yok edilen hükümranlık haklarının geri alınması mücadelesinin bir sonucudur bu kanun. Yalnız savaşlarda değil, barış döneminde de zaferlere imza atan Gazi Mustafa Kemal, "Kabotaj Kanunu”nunda olduğu gibi, ülkenin kalkınması yolunda denizciliğin çok önemli olduğunu ve bu yolda çok önemli adımlar atılması gerektiğini defalarca belirtmiş ve uygulamaya koymuştur.


Atatürk sonrası uzun zaman hakettiği gelişmeyi gösteremeyen denizciliğimiz özellikle son on yıldır gözle görülür bir değişime uğramış ve hızla dünya standartlarında gelişme göstermiştir. Küçük tezgâhlar çok büyük tersanelere dönüşmüş, önceleri sayısal ve tonaj olarak mütevazı sayılabilecek deniz filomuz, bugün çok büyük tonajlarda ve uluslararası limanlarda seferler yapan gemilere bırakmıştır yerini.



Fakat bu gelişme bir eksikliği de beraberinde getirmiştir. Yetişmiş ve eğitilmiş insanın çok az oluşudur bu büyük eksiklik. Günümüzde tekstil, inşaat, turizm gibi ülkemizin ana sektörlerinden bir haline gelen denizciliğimizin daha da gelişmesi için en önemli gereksinimiz bu alandaki eğitimli elemanların olması ve çoğalması şartıdır. Bu konuda devlete olduğu kadar, denizcilik sektörüne yatırım yapan kurumlara da büyük görev düşüyor.

Görüntülenme Sayısı: 189

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar Yazarın Diğer Yazıları