Kuşadası Bugün
Parçalı Bulutlu
En Yüksek : 28°C
En Düşük : 16°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

    Her nedense Kuşadası kıyılarında yazları genelde deniz dalgalı olurdu. Ancak; belkide yazın son günleri olduğu için, o gün, Sahil Sitelerinde fazla dalga yoktu.

    Şencan Hanım, arkadaşları Makbule Hanım ile denize girecekti. Sayfiye evlerinden sözleştikleri saatte çıkmışlar, kumsala gelmişler, hasırlarını yere sermişler, güneşleniyorlardı.

    Çocukların okulları yeni başlamış olduğundan sitelerde yazlıkçı sayısı azalmış, deniz kıyısında tatil yapan tek tük insan kalmıştı.
    
    Şencan Hanım yüzmeyi pek fazla bilmezdi. Ancak cesaretliydi, bazen ayakları yerden kesilir fakat hemen geriye çekilir, yine kendi boyunda olan yerlerde kulaç atardı.
    
    Vücutları yeterince güneşten kızmış olacak ki iki arkadaş serinlemek için hafif dalgalı sulara doğru yürüdüler. Önce ayakları ıslanmaya başladı sonra birbirleriyle şakalaşıp su sıçrattılar ve nihayet kendilerini Ege Denizinin mavi sularına bıraktılar.
    
    Makbule Hanım, Ankaralı olmasına rağmen yüzmeyi çok iyi bilirdi. Küçük yaştan hem havuzda hem denizde diplere dalar bir balık gibi kıvrak yüzerdi. Şencan Hanım ise Makbule Hanım gibi olmadığı için ondan geri kalır, bazen de ona, uzaklaşınca “Makbuşcuğum Yunanistan’a doğru mu gidiyorsun?”diye laf atardı.

    O gün, Makbule Hanım yine uzaklaşmış, Şencan Hanım ise kendi boyunda kumsala paralel olarak kulaç atıyordu. Bir an için dalgınlığa geldi ve ayaklarının yere değip değmediğini hiç düşünmeden ilerledi, ilerledi. Keşke Makbule gibi ilerilere doğru açılabilseydim diye düşünürken, birden ayaklarının yere değmediğini fark etti. Biraz çırpındı. Birkaç hamle yaptı. Fakat nafile. Ayakları hala kumlara değmiyordu. Telaşlanmaya başladı. Korkmuştu. Bağırmak istedi ama etrafta kimsecikler yoktu. Makbule ise iyice uzaklardaydı. Görünmüyordu bile. Ayaklarının yere değmesi için dualar okumaya başladı. Denizin içerisinde sapsarı kesilmişti. Bugüne dek hiç bu kadar desteksiz su içerisinde kalmamıştı. Keşke kolluklarımı alsaydım dedi içinden. Ya gücüm tükenirse ne olacak. Ya ayağıma kramp girerse. Mutlaka boğulurum. Fazla kuvvetim de kalmadı, boğulacağım da galiba diye söylenmeye başladı. Çevresinde in cin top atmasına rağmen “İmdaaat! İmdaaat!” diye feryat etti. Son bir ümitle arkadaşını aradı. Hayır, o çok uzaklardaydı.

    Bir gayret daha sarfederek kıyıya doğru yüzmeye başladı. On santim bile ilerlese belki ayağım toprağa değer diyerek çaba sarfediyordu. Kalbi küt küt atmaya başlamıştı, soluğu her an kesilecekmiş gibiydi. Ölümü düşündü. Hayır daha ölmemeliydi.Böyle ölmemeliydi.Arkada çoluk çocuğu vardı. Yaşlı annesi evde bekliyordu. Evde Çomar da kendisini arayacaktı. Akşama yemek pişirecekti. Hay Allah, neden havuza girmedim bugün diye hayıflandı. Bir an için bütün hayatı film şeridi gibi gözünün önünden geçti gitti. Derken bir ayağının kuma değdiğini hissetti.     Son bir gayretle bir iki kulaç daha attı. Ohh, nihayet şimdi iki ayağı da toprağa değmişti. Adeta füze hızıyla sahile doğru yürümeye başladı. Ve kendisini bitkin bir vaziyette kıyıdaki dalgalardan çamurlaşmış kuma salıverdi. Nefes almaktan yorulmuş kalbini dinlendirmeye çalıştı.

    Böyle birdenbire nasıl derin yere geldiğini anlayamamıştı. Burada suya çok girmemişti. Ancak aniden derinleşecek bir yer olacağını da hiç tahmin etmemişti.

    Arkadaşı Makbule bir müddet sonra denizden çıkmış, o da kendisini kumsala atmıştı. Şencan’ın başından geçenlerden haberi yoktu. Şencan Hanım bu korku dolu olayı arkadaşına çaktırmadı. Ancak beti benzi kesilmişti. Birkaç gece uyuyamamıştı. Rüyalarında kendisini boğuluyormuş gibi görüyordu.
    
    Bir daha denize girmemeye çalıştı. En iyisi havuza girmekti. Ne de olsa havuzda ayakları yere değiyordu. Makbule Hanım ise arkadaşının kendisiyle artık denize gelmemesine bir anlam verememişti.
    
    Yazarın notu: Kuşadası’nın Sahil Sitelerindeki deniz, yüzmeyi çok iyi bilenler için o kadar korkulacak bir yer değildir.

Görüntülenme Sayısı: 841

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları