Kuşadası Bugün
Az Bulutlu
En Yüksek : 32°C
En Düşük : 17°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                                                   

 

            K.M. kendisini fanusa girmiş böcek, kapana kısmış bir fare gibi hissediyordu.

            Memurlukta geçirdiği süre her geçen yıl artıyordu ancak her sene de ondan bir parça gidiyor gibiydi.

            Dairede ilerlemiş, önemli bir konuma gelmişti fakat halk arasında ha var ha yoktu. Kariyerine zarar gelmesin diye mümkün olduğu kadar insanlar arasında görünmemeye çalışıyordu.

            Yazları denize gidecekse, ailesiyle birlikte çok uzak, tanınmamış bir kasabaya gidiyor; gözlerden uzak sulara dalıyorlardı. Kendisinde her zaman gözetleniyormuş gibi bir duygu vardı. Tanınmamak için garip kıyafetler giyiyor, siyah gözlük ve şapka takıyordu.

            Hayatı çoğunlukla dairede geçiyordu. Kendisi gibi memur olan arkadaşları ile huzurluydu. Sanki onlar da onun gibiydi. Yaz, çiz, bilgisayarla uğraş, toplantılara katıl, vatandaşın işini gör, amirin emirlerini uygula, astlarına görev ver, hep aynı monoton işler…

            M.K. eve giderken bile dikkatliydi. Memurdu ve ciddi hareket etmeliydi. Yolda çocuklarla şakalaşmak dahi sıkıntı yaratabilirdi. Mahallede top oynamak yasak, kahvede fazla oturmak yasak, esnafla içli dışlı olmak yasak; sinemada, tiyatroda fazla gözükmek yasak…

            Biraz da bu yasakları kendisi yaratmıştı. Memurluğu tehlikeye girmesin diye adeta kendisini robotlaştırmıştı. Zaten küçük yaştan titizliği ile meşhurdu. Eşinin ve çocuklarının da hayatlarını kısıtlamaya çalışıyor, her yerde görünmemelerini tembihliyordu. Bu kölelik cenderesinden çıkarsa mesleğinden atılacağını zannediyor, endişe ve korku içersinde yaşıyordu.

            Ya bir olay çıkar da mesleğinden olursa ne olurdu? Memurluktan atılırsa onlara kim bakardı? Ne yiyip içerlerdi? Nerede iş bulurdu? Ticaretten, esnaflıktan hiç anlamazdı. Okul  hayatı ve memuriyet… Yaşamı bürokrasi içersinde geçiyordu.

            Erken kalkmalıydı; takım elbisesini giymeli, kravatını takmalıydı. Ayakkabıları boyalı olmalıydı. Daireye tıraşsız gitmemeliydi. Her Allahın günü sakal ve bıyık tıraşı…

            Siyasi konuları hiç kimseyle konuşmamalıydı. Bayilerdeki gazetelere fazla göz gezdirmemeliydi. Asla iktidar aleyhine söz söylememeliydi. Gözlerini kapatmalı, ağzını yummalı, kulaklarını tıkamalıydı. Fazla özgürlük tehlikeliydi.

            Kendisinin ve eşinin, çocuklarının hayatına her an dikkat etmeliydi. Dedikodulardan uzak yaşamalıydı. Ne okuduğunu, ne yediğini, nereye gittiğini mümkün olduğu kadar gizlemeliydi. Evine kimseyi davet etmemeliydi. Protesto etmek, muhalefette bulunmak, eleştirmek yoktu. Ortalıkta hayalet gibi dolaşması yararlıydı.

            K.M’ yi uzun süredir göremiyorum. Karşılaşmayalı bir hayli zaman oldu. Nasıl alışveriş yapıyor, ne zaman izin kullanıyor, nerede eğleniyor bilmiyorum. Kayıp bir insan gibi…Toplumdan kendini soyutlaması ona karşı bende biraz da acıma hissi uyandırıyor.

            K.M’yi düşündükçe halime şükrediyorum. Herkesle konuşabiliyorum, istediğim yerde denize girebiliyorum. Rahatça alışveriş yapabiliyorum. Yürüyorum, koşuyorum, oynuyorum. Yiyorum, içiyorum. Tam olmasa bile yine de özgürlüğün tadını çıkarıyorum. Amirim yok, astımdan sorumlu değilim, iş saatim yok, mekânım yok. Geziyorum, tozuyorum. Yazıyorum, okuyorum. Bıyık bırakıyorum, sakalları koyuveriyorum, saçlarımı uzatıyorum. Terlik giyiyorum, kısa pantolonla dolaşıyorum. Bağırıyorum, çağırıyorum, şarkı söylüyorum, ıslık çalıyorum. Çocuklarla şakalaşıyorum, top oynuyorum, sinemaya gidiyorum. Kim ne der diye düşünmüyorum. Baskılar benden uzak.

            Belirli bir kalıba sığmıyorum. Kendimi kasmıyorum. Adımlarımı serbestçe atıyorum.

            Ben hiç K.M. gibi olmak istemedim. Ancak K.M’nin kendisi bunu istemiş midir, istiyor mu… pek bilmiyorum.

            Allah ona sabır versin.


Görüntülenme Sayısı: 207

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları