Kuşadası Haberleri

NAZLI ÖZGÜVEN

 

Cinsel deneyimi olan bir bayana verilen isimdir canım. Toplum, çok ince sözlü bir şiddete maruz bırakarak Kız’dan kadınlığa geçiş yaptığına emin olduğu bayana bu ismi vermiştir.

 

O doğduğu andan itibaren toplumun katı kuralları ile her an ‘’namus davası bombası’’ gibi yaşamak zorunda olan bir varlıktır canım.

 

Giydiği her kıyafet ya da toplum içinde ettiği her söz onun kaderini belirler. Karşısındaki nefsine hakim olamadı diye değil, o birilerini her an tahrik etme ihtimali olduğunu düşünenlerin ülkesinde yaşadığı için günahkardır hep.

 

Okumaktan daha çok evlenip çocuk sahibi olması beklenen ‘’bir soy ağacı makinesidir’’.

 

Doğurganlığı olması gereken, olmaması halinde hakaretlere maruz kalan ve cahil toplumlarda kuma ile çaresine bakılan bir yüz karasıdır maalesef.

 

Hamile kaldığında bu iyi haber midir? Tabii ki evet; dünyanın en mucizevi mutluluğuna erişecek bu varlık yine temizliği, yemeği, bulaşığı; yani ona biçilen tüm ağır görevleri ne olursa olsun dört dörtlük yerine getirmesi beklenen ve bunları yaparken hiç şikayet etmeden güler yüzünü kocasından eksik etmemesi gereken bir ayaklı antidepresan deposudur.

 

Okusa dahi evlendikten sonra bazen bir müddet, bazen ebediyen diplomalarını çekmecesine kaldırmak zorunda olan, birinci çocuğunu büyütür büyütmez ikincisi için çevrenin baskılarına mağruz kalan kişidir kadın.

 

Sorun yaşadığı ve konuşmaya, çözümlemeye çalıştığı her konu erkek toplumunun büyük çoğunluğunun verdiği ortak kararla ‘’dırdır’’ ismini almıştır. Ve ne kadar aydın, ne kadar eşit olduğumuzu söylesek de bu ülkede her kadın, erkeğinin iki dudağının arasından çıkacak bir tek cümleye bağlı olarak yaşayacaktır; çünkü muhtaçlık kavramı kadının en zayıf noktasıdır.

 

Özgürlüğünde veya anne – baba rolünü beraber taşımak istediğinde ne kadar zeki ve tahsilli olursa olsun, yine diğer erkek çalışma arkadaşlarından daha az maaş almak zorundadır. Çünkü o bir erkek değil; bir kadın’dır.

 

Hakim dahi olsa, hakime hanım; müdür dahi olsa müdire hanım olmak zorundadır; çünkü hakimlik, müdürlük ve bunun gibi üst düzey makamlar sadece erkeklere aitmiş gibi algılanmalıdır. Toplumun her daim istediği budur.

 

Şiddet dahi görse, aldatılsa da; ayrılıp dul damgası yemenin taşıyacağı ağırlığın onu rezil edeceğini düşünen birçok eski örümcek kafalı ebeveynlerle dolu ülkemizde artık bu yavaş yavaş değişmeye başlamış dahi olsa mutlu gibi gözüken ama gözyaşlarını hep içine akıtan bir sabır taşıdır o.

 

Ne kadar uykusuz kalsa, ne kadar yorgun olsa da, önemli olan onun nasıl hissettiği değil, nasıl hissettirdiğidir. Sabah uyandığında yine güzel görünmesi gereken, evlenene kadar bakımlı olması şart olan ve evlendikten sonra makyaj yapmana gerek yok, cümleleri ile yaşama sevinci elinden alınmaya çalışan bir sevgi kuyusudur.

 

Kuyusundan kendisi su çeker ve elleri ile ailesine içirir. Ne kadar kalbi kırık yaşamaya çalışsa da, erkeği yıllar sonra artık o kuyudan su çekmez. Uğraşmaz, enerji sarf etmez. Hep hazır ister. Hep güler yüz bekler; çünkü etrafında çile törpüsü olan o kadar çok ibret öyküsü vardır ki kendi kadını da bu kadınlardan ders alıp hayatta hiç şikayet etmeden, fazla para kazanmadan, fazla ilgi beklemeden, mutlu olmasını bilmek zorundadır.

 

Evlenene kadar o sihirli cümleyi duyabilmek için nasıl sabırla beklemesini bildiyse; bundan sonra da hayatta her daim susmasını ve sabretmesini bilmek zorundadır.

 

Çünkü onun adı kadın’dır.

 

Sevgili dostum Gonca ÇOBAN’ nın da dediği gibi; aslında kadınları anlamak hiç zor değildir.

 

Bir sözle ayakları yerden kesilen,

 

Bir güzel bakışla içi titreyen,

 

Bir dokunuşla yüreği ısınan bu varlığı anlamak hiç de zor değildir.

 

Asıl zor olan kadınların kendisi değil; tam anlamıyla kadın olmaktır.

 

 

Kadınlara her daim saygı duyan ve empati kurabilen tüm karşı cinslerimize derin hürmetlerimizi iletiyor, ülkemizdeki her erkeğin Kadın’a, Ulu Önderimizin gözü ile bakabileceği o günlere kavuşmayı umutla bekliyoruz.

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu olsun.

 

Sevgilerimizle…

Görüntülenme Sayısı: 101

NAZLI ÖZGÜVEN Yazarın Diğer Yazıları