Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 30°C
En Düşük : 20°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                                     

 

            Çok soğuk bir kış günüydü. Ada tarafından gelen ayaz insanın kulaklarını bile donduruyordu. Söke’yi ikiye ayıran çayın üzerindeki köprüden geçerken iliklerime kadar üşüdüğümü hissettim. Bir an evvel sinemaya girip ısınmak istiyordum.

            Biletimi alıp alelacele kendimi içeriye attım. Soğuktan morarmış bedenim kendine gelmeye başladı. Sinema salonu içilen sigaraların da etkisinden olacak sıcacıktı. Reklamlar başladığından görevlinin yer göstermesini reddederek karanlıkta el yordamı ile boş bir koltuk buldum.  Tahta koltuğu açıp oturduktan bir müddet sonra gözüm karanlığa alıştı. Sinemanın yarıya kadar dolu olduğunu anladım.

            Biraz sonra film başladı.

            Filmin adı“Gündüz İnsan Gece Kurt” tu. Herhalde korku filmiydi, fakat çok etkileyici olacağını baştan fark edememiştim.

            On üç yaşımdaydım. İnsan o yaşlarda hayata karşı hem toy, hem de çok heyecanlı oluyor. Oynanan filmleri bile gerçek zannedebiliyor. Sahneye kendisini çok kolay kaptırabiliyor. Hele filmi yalnız başınıza seyrediyorsanız ürkütücü sahneler hafızanızdan hiçbir zaman silinmiyor.

            Filmin konusunu aradan yıllar geçtiği için şu anda tam olarak hatırlayamıyorum. Nasıl başladı, nasıl bitti, neden böyle oldu, neden şöyle oldu filan, bir yorumda bulunamıyorum. Ama yıllarca zihnimden çıkmayan şeyler şunlar: Dolunayın çıkması, yani gecenin oluşu, hapishanenin demir parmaklıkları, parmaklıklar arasında dolunayın çıkmasıyla insanlıktan çıkıp yavaş yavaş kurtlaşan bir yaratık, bedeninde tüyler çıkarak, sipsivri dişlerini göstererek korkunç bir hal alan varlık. Sinemada tıs yok. Herkes heyecan içinde.Salonun karanlığı, bir de perdedeki gökyüzünün karanlığı.Kocaman bir dolunay.Dolunay üzerinde siyahlı beyazlı şekiller.

            Aradan yıllar geçmesine rağmen bu korkunç sahneyi unutamadım. Gecenin oluşu nedeniyle kurta dönüşen adam daha sonra hapishaneden mi kaçıyor, geceleri insan avlamaya mı çıkıyor bilmiyorum. Dolunayla aralarında nasıl bir bağlantı var, gece bitince tekrar insana nasıl dönüşüyor anlayamıyorum. Tek bildiğim şey normal bir insanın ay çıktığı zaman şekil değiştirip kurt adam haline gelmesi.

            Film seyredenleri de o kadar etkilemiş ki ara verildiği halde kimse dışarıya çıkmak istemiyor. İnsanlar yerlerine mıhlanmış gibi ikinci perdeyi bekliyor. Bir yandan heyecan kasırgası yaşamak istiyoruz, bir yandan da filmin bitip bu kâbustan kurtulmamız gerektiğini düşünüyoruz.

            Geceleri kutra dönüşen adamın filmi sona erdiğinde, ışıklar yandığında dahi kendimizi karanlıkta hissediyoruz. Ağır ağır, sessizlik ve korku içersinde salondan çıkmaya çalışıyoruz. Dış kapıya geldiğimizde havanın karardığını anlıyoruz. Dışarıda da filmdeki gibi gecenin ürkütücü karanlığı ve sessizliği var.

            Hava daha da soğumuş. Dükkâna hızlıca yol almaya çalışırken hâlâ kurt adamın etkisindeyim. Acaba böyle kurt adama dönüşen insanlar var mı? Yoksa ben de mi kurt adam olacağım? Ayı görmemek için gökyüzüne bakmıyorum yürürken. Başım önde bir an evvel dükkâna ulaşıp babama sığınmak istiyorum.

            Hayatınızda öyle sahneler vardır ki ömür boyu hiç unutulmaz, ara sıra gözünüzün önüne gelir. Mesela sünnet olduğunuz an, mesela ilkokul sıralarınız, mesela askerlik anılarınız, mesela futbol oynayışınız, bisiklete binişiniz, denizde yüzüşünüz, kumsalda yatışınız, tahtada sözlüye kalkışınız, ilk aşkınız, sonraki birkaç aşkınız, fuara gidişiniz, otobüs yolculuğunuz, tiren ve vapurla seyahatiniz, ilk sigara yakışınız, okuduğunuz birkaç roman, dinlediğiniz birkaç müzik, karlı havalarınız, yağışlı günleriniz…

            İşte bunların yanında bir de izlediğiniz birkaç film var. Dört Dev Adam. Ben-hur, King Kong, Fantoma, Louis de Funes, James Bond, 002 Yavru İle Kâtip, Türkan Şoray, Cüneyt Arkın, Yılmaz Güney, Tarık Akan, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit…

            Ancak “Gündüz İnsan Gece Kurt”u izlediyseniz hiç unutabildiniz mi? Yavaş yavaş karanlık çökmeye başlıyor, hapishane parmaklıkları arkasındaki adama bir şeyler olmaya başlıyor. Adam dolunaya baktıkça vücudu kıllanmaya, kurt dişleri çıkmaya, insan bedeninden çıkıp kurt bedenine dönüşmeye başlıyor. Kurtlaşacağını karanlık basmaya başlayınca kendisi de anlıyor.

            Zifiri karanlıkta kurt adam sanki film sahnesinden çıkmış, şehri dolaşıyor, kurbanlarını arıyor. Gökyüzünde bütün parlaklığıyla dolunay yeryüzünü aydınlatıyor. Kurt adam da ondan güç alarak caddelerde, sokaklarda cirit atıyor, adeta her eve girip çıkmaya çalışıyor.

            Rüyalara giriyor, bu korkunç film hiç bitmiyor, hayat boyu sürüyor.

Görüntülenme Sayısı: 140

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları