Kuşadası Bugün
Parçalı Bulutlu
En Yüksek : 15°C
En Düşük : 4°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

    Melih; askerden yeni gelmiş, iş arıyordu. Ancak günler çabuk geçiyor ve iş bulamadıkça  bunalıma giriyordu.

    Seksenli yılların başında Kuşadası’nda hem işyeri azdı, hem de işlerin hemen hemen hepsi sezonluktu.

    Bir yandan özel sektöre başvuruyor, bir yandan da resmi kurumların sınavları var mı diye hergün çarşıyı turluyordu.

    Nihayet, Belediye’nin zabıta birimi için memur alacağını, bunun için imtihan yapılacağını duydu. Belediye o sıralarda Kervansaray’ın karşısında küçücük bir binada hizmet veriyordu. Melih, ertesi gün Belediyeye gidince kendisinden dilekçe ile başvurmasını istediler. Dayısının dükkânına gidip orada bir dilekçe yazdı. Yazı İşlerine sınav başvuru dilekçesini bıraktıktan sonra umutlar içerisinde eve döndü.

    Ancak, günler yine gelip geçiyor ve Melih’in sabrı tükeniyordu. Belediye’den hâla bir haber çıkmamıştı. Çarşıdaki işyerlerine de uğrayıp onlardan iş istiyor ama esnaftan da olumlu bir cevap çıkmıyordu. Her geçen gün kendisi için bir kayıptı. Sıkıntı içerisine düşmüştü. İşsiz, güçsüz, parasız, moralsiz günler geçirdi.

    En nihayetinde bir gün dayısı kendisini çağırdı, kolundan tutup onu bir muhasebe bürosuna götürdü. Melih sevinmişti, hemen muhasebe bürosunda çalışmaya başladı. Parasızlıktan, moralsizlikten, boşluktan kurtulacaktı.

    Günler, aylar çalışmakla geçmeye başladı. Sanat sahibi olmaya çalışıyor, çok yorgun bile olsa mutlu bir şekilde eve dönüyordu.

    Aradan tam üç yıl geçmişti ki o gün Belediye içerisine insanlar doluşmuştu. Bir memur, elinde liste, imtihana gireceklerin isimlerini okuyordu. Ard arda isimler okunurken Melih’in arkadaşı İsmet onun da isminin okunduğunu duydu:

    “Melih Esentürk!”
    
“Melih Esentüüüüüüüürk!”

    Memur, ismi birkaç kez tekrarladıktan sonra kendi kendine söylendi:

    “Allah Allah hem dilekçe veriyorlar, hem de sınava gelmiyorlar!”

    “Meliiih Esentüüürk! Burada mıııııı?”

    Ertesi gün İsmet, Melih’in çalıştığı büroya geldi.
    
    “Melih dün senin adın okundu, Belediyede imtihan vardı, dilekçe vermişsin.”

    “Ne dilekçesi?”

    “Canım ne bileyim ben senin adını okudular imtihan için”

    O anda Melih üç yıl evvel verdiği dilekçeyi hatırladı. Gülsün mü, ağlasın mı bir türlü karar veremedi. Sonra arkadaşına bir çay söyleyip defter işlemeye devam etti.

    İsmet’in ise hâla arkadaşının ismi kulaklarında çınlıyordu: “Melih Esentüüüürk! Burada mıııı?”

Görüntülenme Sayısı: 790

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları