Kuşadası Haberleri

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar

Gecikmiş de olsa bir hüzün ve bir Eylül yazısı. Tam da Eylül ayının iklimine uygun, tam da bizi ortasında bile olsa ruhen onikiden vurması...

 

Bugün katıldığım, hayatımda önemli bir yere sahip olan bir arkadaşımın babasının cenaze töreni...

 

Yaprak dökümleri ve Kuşadası’nda koca çınarları ebediyete uğurlamalarımız. Hayatın her anlamında dostlarla yaşadıklarımızın derin bir nostaljisi sarar her yerimizi. Son dilekler, temenniler... Acıyı paylaşmanın, acıyı yaşayana destek olmanın dürtüsü...

 

Her Eylül ayı geldiğinde içimizi bir hüzün kaplar..

 

Eylül hüznün ayı, hazan mevsiminin başlangıcı.…

 

Her yerde bir sessizlik hakim olur. Sadece sıcak yaz günlerinin sona ermesi ile tatlı tatlı esen hazan rüzgarlarının sesi duyulur. Bir zamanlar nadide bir tomurcuk iken etrafa canlılık güzellik katan yemyeşil yaprakların sararıp kuruması ve tutunduğu dalı terk etmesi gibi. Tıpkı sevdiğinden ayrılan, acısını ve gözyaşlarını yüreğine gömen bir sevgili edasıyla çaresiz düşmesine sessiz kalan dallar. Yaprağın kaderidir düşmek. Düşen ve hışırtılı sesleri ile bir oyana bir bu yana savrulan yapraklar neyi anlatmak ister bilinmez.. Tatlı tatlı esen sonbahar rüzgarlarının ardından yağan yağmurlarda sona eren son bulan güzelliklerin ardından dökülen göz yaşını andırır adeta...

 

Doğanın bu nadide hali ne çok şey anlatır.! Anlamak isteyene…

 

Doğanın sessiz çığlığı… Bilinen bir şey var ki; o da hiç bir şeyin süreklilik taşımadığıdır. Güzelliğin, mutluluğun, canlılığın, sağlığın gençliğin ve hayatın tıpkı kuruyan yaprağın dalını terk etmesi gibi, insan da günü geldiğinde her şeyini geride bırakarak hayata tutunduğu dalını terk edecektir.. Ne zaman son bulacağı belli olmayan bu hayat yolculuğunda, yemyeşil bir yaprak gibi etrafa ışık canlılık saçarken, ışık olur kimilerine mutluluk huzur verir. Kimine rehber olur. Sevgi tohumları eker sevgisiz gönüllere... Dost olur, yaren olur. Kardeş olur kimine, kimine eş, kimine arkadaş olur. Kimine tutunacak bir dal olur... Ama bir gün kendinden çok şeyin gittiğini fark eder. Bir türlü ne olduğunu anlamadan tıpkı kuru bir yaprak gibi bir o yana bir bu yana savrulup durur dünya denen bu hanede.. Hiç ummadığı bir anda acı acı verilen bir sela ile irkilir insan. Hüzün dolu bir sesle sarsılır. Acı bir haber! Ölüm karşısında çaresizliğin haberini verir. Gidenin ardından çaresiz bakakalırız. Gönül gözümüzü açmak için bir çağrı mı hazan mevsimi? Ölümü, yokluğu, çaresizliği çağrıştırması adına.. Her güzelliğin bir sonu olduğunu bilip ona göre yaşamalı kısaca… Eylül İşte! Hüznün değişmez adresi.. Eylül bu! acıtır... Ama zamanla acıya da alıştırır.

Görüntülenme Sayısı: 427

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar Yazarın Diğer Yazıları