Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                                                    

 

            Yıllar önce Kuşadası’na tonton bir gazeteci geldi. Herhalde Ada’nın gizemli büyüsüne o da kapılmıştı ki matbaasını bu güzel kıyı şehrine taşıdı.

            Hepimiz Ada’ya dışarıdan geldik. Kimimiz yüz yıl, kimimiz kırk yıl, kimimiz altmış yıl evvel. Kimimizin ataları yüz, iki yüz, üç yüz, dört yüz yıl evvel yerleştiler. Hepimiz Ada’ ya âşık olduk ve Ada’da oturmaya karar verdik. Bu güzel şehirde tutunabilmek için çaba sarf ettik. Her türlü riski göze alarak Kuşadalı olduk.

            Hem yerel gazetelere makale yazdığım için, hem de muhasebeci olduğum için Engin Amca ile karşılaşmamız gayet olağandı. Defterini tutmamı istedi: ben de yıllarca defterini tuttum.

            Muhasebeciler, avukatlar, doktorlar mesleki ilişki içinde oldukları insanları çok yakından tanırlar. Adeta onların ruhlarını bilirler. Ben de matbaacı, gazeteci Engin Usta’nın ruhunu biliyordum.

            Nasıl bir insan mıydı?

            Bir defa, mesleğini çok seven bir insandı. Gazeteciliği oflaya puflaya yapan bir insan değildi. Son derece sabırlı bir kişiliği vardı. Başaramadığı işi zamana bırakırdı. Hiç sinirlendiğini görmedim. Belki de insanlara kızsa bile içine atıyordu. Bir tek insanın çıkıp da Engin Amca benim kalbimi kırdı diyeceğine inanmıyorum.

            İnternet devri yaklaştıkça eski usul matbaacılığın, gazeteciliğin ortadan kalkmaya başladığını anladı. Ancak bozuntuya vermedi. Nasıl olsa biz de devrimizi tamamlayacağız felsefesiyle hareket ediyordu.

            Rahmetli gazeteci Fevzi Sarıbaş gibi o da çok çalıştı, saatlerce ayakta durdu, aşırı emek sarf etti, her yere koşturdu, haber topladı. Gazetecilik açısından insanları tek tek değerlendirdi. Yaşının giderek artmasına ve dizlerinin son zamanlarda tutmamasına rağmen hem mesleğini sürdürdü;  hem de dünyanın gamına, kasavetine pek aldırmadı.

            Son derece iyi niyetli, temiz kalpli, kalender, baba bir insandı.

            Acımasız kapitalizmin matbaasını, mesleğini, ekonomisini, bütçesini, sosyal hayatını perişan etmesine rağmen, o güçlüklere karşı alay edercesine direndi. Dervişler gibi çalıştı, didindi, dolaşıp durdu. Belki de bir dervişti.

            Belediyeden alacağı ilanlarla geçinmeye çalışıyordu. Son yıllarda ilan alamadığı için çok üzgündü. Gazetecilik için çıkarılan kanunlara ayak uydurabilmesi imkânsızdı. Çünkü, ancak çok sayıda işçi çalıştırırsa gazetesine ilan verilecekti. Oysaki onun hiç parası yoktu. Arasıra bana yolda rastladığında:

            -Halilim, “Halkın Sesi” artık ilan alamıyor, hatta çıkacak parası bile yok diye yakınıyordu.

            Yılların basın emekçisinin düştüğü hazin durum beni de üzüyordu. Hâlbuki, emektar insanların kıdemlerine bakılarak ödüllendirilmesi bile gerekirdi. Engin Amca ise hacizlerle, borçlarla, ödemelerle, icralarla boğuşarak gazetesini çıkarmaya çalışıyordu. Hep tedirgindi. Fakat,”Neyimi alacaklar? Bir şeyim yok ki?” düşüncesiyle adeta yalınkılıç ölüme doğru gitti. Bana kalırsa hangi yaşta olursa olsun o bir basın şehidiydi.

            Engin Amca kapitalizme yenildi, kâğıda, vergiye, kiraya, elektrik parasına, mürekkebe, parasızlığa yenildi. Ama, onursuzluğa, şerefsizliğe, sahtekârlığa, yalancılığa, sanatsızlığa, rüşvetçiliğe, satılmışlığa yenilmedi. Gazeteciliğin haysiyetini daima en üstte tuttu. Ekonomik yetersizliğine rağmen matbaacılığın, haberciliğin bayrağını hiçbir zaman yere düşürmedi.

            Hani derler ya, tüfek icat edildi mertlik bozuldu. İnternet icat edildi, matbaacılık bozuldu. Engin Amca bir duble rakıyı ağır ağır yudumlayıp dertlerini bir tarafa fırlattı, göz yaşlarını içine akıttı. Bu sahte dünyaya lânet etti, eski güzel günlerini yâd ederek cesaretle sona doğru yürüdü.

            Engin Amca’nın kimsesi yoktu. Çok sevdiği eşiyle beraber hayatın güçlüklerine katlanıyorlardı. Çantasında taşıdığı gazeteleri abonelerine tek tek ulaştırmaya çalışırdı. Halkın Sesi’nde abuk sabuk, yalan yanlış haber ve makalelere rastlamadım. Engin Amca ciddi ve öz bir gazeteciydi. Çalışmaları kötü bir zamana denk geldi. Kuşadası ekonomisi giderek kötüye gidiyordu ve emektar insan bundan payını almıştı.

            Engin Amca, her zaman şık, kravatlı, düzenli, beyefendi, olgun, kibar ve insancıldı. Parada, malda, mülkte gözü yoktu. Her gerçek gazeteci gibi gözü ve kulağı olaylarda ve insanlardaydı. Yeni haberler peşindeydi.

            Kuşadası’nda ticaret iyiye gitseydi basın alanında çok şeyler yapabilirdi, ancak bu mümkün olmadı. Geriye dönüşü de kabul etmedi. Bu şehirde yaşamayı, yaşlanmayı, ölmeyi göze aldı. Her halde en büyük tesellisi, her şeye rağmen iyi bir havası ve denizi olan Kuşadası’nda oturuyor olmasıydı.

            Güle güle iyi kalpli Engin Amca. Güle güle engin insan. Güle güle emek kahramanı, idealist gazeteci.

            Yeni kabristan değerli bir insanını bağrına bastı. Seni tanıyanlar seni unutmayacaklar. Işıklar içinde uyu güzel insan.

Görüntülenme Sayısı: 938

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları