Kuşadası Bugün
Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 11°C
En Düşük : 2°C
Kuşadası Haberleri

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar

 

Dünyanın en önemli bilim insanları, eğer böyle gelmiş böyle gider demeye devam edersek, küresel ısınma, kuraklık, iklim felaketleri, ormansızlaşma, canlı türlerinin ve biyoçeşitliliğin ortadan kalkması ve ekolojik krizin geri dönülmez noktaya gelmesi nedeniyle, önümüzdeki yıllarda üzerinde yaşayabileceğimiz özelliklere sahip bir dünyanın kalmayacağını net bir şekilde belirtiyorlar.

 

Eskiden bunun için vadeyi yüzyılın sonu olarak veren bilim insanları, artık bu kadar iyimser değiller. Bu kafayla gidersek, bir 40 yıl daha Dünya Çevre Günü kutlamanın mümkün olup olmayacağını bilmiyorlar. Çünkü bilim insanlarına göre iklim değişikliği nedeniyle dünya 2050’ye kadar ortalama 2-3 derece ısınacak, ortalığı sel alacak, tarımsal üretim düşecek, denizlerde balık kalmayacak, iklim değişikliğinin gıda krizi, açlık ve iklim göçleri gibi sosyoekonomik sonuçları dünyamızı bugünkünden çok daha ağır ve yaşamsal krizlere sürükleyecek.

 

Denizlerde, göllerde ve ırmaklarda yaşayan canlılar ölmekte; ormanlar kesilmekte ve yangınlar çıkarılarak yakılmakta; insanların ve hayvanların her türlü ihtiyacını karşılayan ve ekolojik dengeleri sağlayan verimli topraklarımız kirletilmekte ve tahrip edilmektedir. Hava kirletilerek insanların sağlıkları elden gitmekte, çeşitli hastalıklara yakalanmakta ve yavaş yavaş zehirlenip ömürleri kısalmaktadır.

 

               

İşte bütün bu olumsuzlukları ve kötülükleri önlemek için çocuklarımıza, gençlerimize ve tüm insanlarımıza "DOĞA SEVGİSİ" aşılanmalı, çevreyi koruma bilinci ve eğitimi gösterilmelidir.

               

Eğer sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorsak; çevre bilincinin her bireyde uyandırılması gerekmektedir ki, bu da ancak eğitimle mümkün olur. Teknoloji ilerledikçe, çevreyi koruma ve temizleme yöntemleri de geliştirilmekte, fakat bu gelişmeler çevre kirliliğinin yayılma hızına yetişememektedir.

               

Plansız kentleşme, tarımda kullanılan ilaçlar, gübreler, sanayi atıkları, yağmur sularıyla havadaki asitlerin toprağa inmesi, toprağın kirlenmesine yol açmakta, radyoaktif atıklar da toprak kirliliğine neden olmaktadır. Tarım alanlarında suni gübrelerin ve zehirli tarım ilaçlarının kullanımı da tehlikelidir. Sanayi kuruluşları tarafından bırakılan atıklar da toprak kirliliğine neden olmaktadır.

               

Toprak kirliliğinin önlenmesi için; Evsel atıklar ve kullanılmış piller toprağa zarar vermeyecek şekilde toplanıp imha edilmeli, verimli tarım alanlarına, sanayi tesisleri ile yerleşim alanları kurulmamalı, sanayi atıkları arıtılmadan toprağa verilmemeli, toprakla uğraşan kişiler bu konuda bilinçlendirilmelidir.

               

Havayı kirletmemek için, işyerlerinde ve apartmanlarda kullanılan ve kömür yakan kalorifer kazanlarının bacalarına, baca gazı arıtma cihazları takılmalıdır. Taşıt araçlarının LPG ve doğalgaz'a yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi gereklidir.

 

Çocuklarımızı okul öncesi ve okullarda eğiterek, çevreyi koruma ve çevre sevgisi aşılanmalıdır.

Görüntülenme Sayısı: 1022

YAVUZ AKGÜN - Gazeteci / Yazar Yazarın Diğer Yazıları