Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                                            

 

         

 

 

          Kuşadası’nın deniz kıyısına yakın Sanat Sokağının cicilili bicili mekânı olan Hayal Dükkânı’ndayım. İşletme sahibi Belgin Hanımla sohbet ediyoruz.

          Dükkânın içi beni çocukluğuma götürüyor. Anneannemlerin ve akrabalarımızın oturdukları ahşap evler ve içindeki antika eşyalar canlanıyor gözümde. Gerçekten hayal görüyor gibi oluyorum.

          “Benim hayalimde butik bir dükkân sahibi olmak vardı” diye söze başlıyor Belgin Hanım.  “ Çikolatacı da olsa, kıyafet mağazası da olsa, kişiye özel bir dükkân oluşturmak vardı aklımda.”

          “Yirmili yaşlarımdan beri kendi işletmemi bağımsız olarak kurma hayaliyle hareket ettim. Ne açsam diye düşünce içersinde oluşum uzun süre aldı. Kendi kendime, seveceğim bir iş olsun, dedim. Ne olacağını tam olarak bilmiyordum.”

          “Oğlum bir yaşına girmişti. Evde canım çok sıkılıyordu. Karşı komşumuzun bir gümüşçü dükkânı vardı. Sıkıldığımı söyleyince, bende taşlar var, bunları yüzük, kolye haline getirebilirsin, dedi. Bana bir sürü taş getirdi.

          İçlerinde, özellikle, ametist taşı, beni kendine çok çekti. Taşın çekim gücü, cazibesi beni çok etkiledi. O taşla beraber taşlara ilgim başladı. Sonra, oğlum biraz büyüdüğünde  Kuşadası’nda bir dükkân devraldım. Taş işine dükkân kiralayarak işe başladım.

          Aslında küçük yaşlarda taşlara ilgim vardı. Enerjileri beni etkiliyordu.

          Tasarım mağazası nedir? İnsanların hayal ettikleri ürünleri bulabilmek için uğrak yerleridir. Aynı zamanda antika ve taşlarla dolu bir mekân olduğundan dolayı insanlarımızın burada farklı nefes aldıkları, keyifli bir alışveriş yaptıkları gözlemlenir.”

          Hayal Dükkânı’nda gerçekten bambaşka bir atmosfer içersindeydim. Tarihin derinlikleri içersinde yaşıyor gibiydim. Belgin Hanım anlatmaya devam ediyordu:

          “Burada insanlar kendi dünyalarının hayallerine dalıp mutlu oluyorlar. Mutsuz oldukları sıralarda, mutlu olmak için hayal dükkânına gelip enerji alıp gitmek istiyorlar. İllâ ki alışveriş için değil. Hayal Dükkânı, kendilerini iyi hissetmelerine yol açıyor. İçlerindeki pozitif enerjinin açığa çıkmasına neden oluyor. Dükkânın aurası sayesinde adeta yeniden canlanıyorlar. Para kaygısı gütmeden, ticari önceliği olmadan, insanların hayallerine göre biçimlendiği için dükkân daha samimi içerikli. Manevi değeri yüksek bir mekân. Her insanın özel hayatındaki ve çocukluğundaki hayallere dalmasına neden oluyor. Burası, içindeki tüm ayrı malzemelerin bir araya gelmesiyle değişik bir doku oluşturuyor.”

          Belgin Hanım’dan Hayal Dükkânı’ndaki malzemeler hakkında biraz bilgi vermesini istiyorum.

          “Yarı değerli taşlarımız var. Ametist, akik taşı, labradorit, turkuaz taşı, ay taşı, yıldız taşı, mercan gibi…

           Kazaziye sanatına gelince…Yapımı milattan önceki yıllara dayalı. Bununla bizzat ben uğraşıyorum. İğneyle kuyu kazmak gibi. Küpe, bilezik, bileklik, tespih, kolye yapıyorum. Bin ayar gümüşle, ipek üzerine sarılarak, birkaç parçadan oluşan ip haline getiriliyor. İğne ile örülüp, her farklı teknikle yapılan parça bir bütün oluşturuyor. Ortasındaki örülen sembole aşk düğümü deniliyor. Düğüm sonsuz aşkı ifade ediyor. Dört sonsuzluğun bir araya gelmesinden oluşuyor düğüm. Bağlantı yerlerine yeminli sürgü deniliyor. Sebebi şu, eski dönemlerde bu sanatın ustaları bu sanatı sadece bir kişiye öğretiyorlarmış. Öğretmen de öğrencisine yemin ettiriyormuş onun da sadece bir kişiye öğretmesi için. Kökeni Anadolu medeniyetlerine dayanıyor. O yüzden günümüzde de çok bilinen değil, gizli kalmış bir sanattır.”

(Belgin Hanım’a size kim öğretti diye soruyorum, söylemiyor galiba yeminli olduğu için. Siz kime öğretiyorsunuz diyorum, yine cevap vermiyor gülerek.)

          “Evlerdeki gizli sanatçılara, kadınlarımızın ürünlerine de yer veriyoruz dükkânımızda. Evde boyama motifler yapılarak küçük lavanta kesecikleri çıkaranlar, yemeni oyalarından kolyeler, fularlar tasarlayan, kanaviçeden isme özel havlular yapan, iğne oyasından tasarımlar oluşturanlar kolye, küpe yapanlar bize ürünlerini getirirler. Bodrum’da Oscar ödüllü bir ustanın elinden çıkan sandalet, iğne oyalı terlik ve çanta gurupları da var.

           Antikalara gelince… Anneannelerden kalan sandıklar, dikiş makineleri, bakraçlar, fenerler, antika aynalar, dünyanın farklı ülkelerinden el yapımı ürünler var. Meselâ, Gana’dan hasır örme yelpazeler, çeşitli takı gurupları…

           Gümüş yüzük, kolye ve küpeler, özel tasarım ürünleri…gümüş bölümünü oluşturuyor.

           Üfleme cam sanatından… dönen semazenler de ürünlerimizin arasında.”

           Aradan yıllar geçmiş, belki kendimiz eskimişiz. Ancak, Hayal Dükkânı’ndan ayrılırken hayallerimizin asla eskimediğini fark ettim.

           Kim bilir, belki de bizleri ayakta tutan şey, hayallerimizdir.

Görüntülenme Sayısı: 134

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları