Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 14°C
En Düşük : 7°C
Kuşadası Haberleri

SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG)

 


Hepimizinkendimizi aşırı enerjik veya neşesiz hissettiği dönemler olmuştur. Çoğumuz bu duyguların geçici olduğunu ve ne mutsuz günlerimizinne de sevinçten uçtuğumuz günlerin devamlı olmayacağını biliriz.

 

Ancak bazı insanlar devamlı aşırı enerjik ve aşırı karamsar dönemler yaşarlar. Bipolar bozukluk, "maniden depresyona kadar uzanan ruh halindeki aşırı değişiklikler" olarak tanımlanır.  "Manik" dönemi aşırı enerjik, hareketli, dışarı dönük, umursamaz, kendinden emin bir dönemi tanımlar.Kişi kendini dünyaya hâkim olabilecek kadar güçlü hisseder. Çok konuşur ve her şeye ve herkese müdahale eder.Umursamaz davranışlarda bulunabilir, aşırı para harcayabilir.Manik dönemde, tehlikeyi hafife alma, dürtüsel şekilde kararlar alma, riskli iş anlaşmaları, alım/satım, kişiliğine uygun olmayan rastgele (cinsel) ilişkiye girme, aşırı alkol/madde kullanma, kişi ve ailesi için finansal ve sağlık riskleri oluşturabilir.

 

Bu dönemin zıttı ‘Depresyon’ döneminde ise aşırı ve nedensiz üzgünlük, değersizlik, düşük enerji, tatminsizlik, ağlama, iştah ve uyku problemleri görülür. Korkular, yorgunluk, ağrılar, cinsel ilginin azalması ve diğer fiziksel şikayetler de olabilir.Ölüm düşünceleri, hatta ölüm dileği yaygındır. İntihar riskiciddiye alınmalıdır.

 

Manik-depresif veya iki üçlü mizaç bozukluğu olarak da adlandırılan bipolar bozukluk, genellikle erken yetişkinlikte başlar. ‘Zirvelerin ve çukurların’ sıklığı ve şiddeti insandan insana büyük farklılıklar gösterebilir, ancak çoğu durumda bozukluk,kişinin günlük hayatını her iki dönemde de negatif etkiler. Bipolarbozukulukta, genetik yatkınlık önemli bir risk olarak görülmektedir. Yakınlarının hiçbirinde bipolar bozukluk olmayanlarda görülme olasılığı yüzde 1-2 iken, birinci dereceden akrabasında (anne-baba veya kardeşlerinde) bipolar bozukluk olanlarda görülme sıklığı yüzde 7-8’dir.Oluşumunda aynı zamanda psikolojik faktörler vardır. Çocukluk çağı travmaları veyaşam olayları ile ilişkilidir. Nörolojik olarak beyin işleyişi ve yapısı üzerinde de etkileri vardır. Her 100 kişide 1-2 kişi arasında, kadın-erkek fark etmeden, görülür. Bipolar bozukluğu olanların yaklaşık yüzde 90'ı yaşamları boyunca en azından bir kez, üçte ikisinin de iki kez veya daha fazla hastaneye yatırıldığı bilinmektedir.

 

Bipolar bozuklukta tamamen tedavi edebilme beklentisi olmamasına rağmen, semptomlar doğru yönde yönetilebilir. Bu hastalıkla başa çıkmaya, kontrol edebilmeye, 'sağlıklı' bir yaşam sürmeye yönelik psikoterapi alınabilir. Bipolar bozukluğun tedavisiilaç, eğitim ve bilgi, öz-yönetim ve psikoterapinin kombinasyonundan oluşur. Tedaviyi üç bölüme ayırabiliriz:

          1-Akut dönem terapisi, belirtileri ortadan kaldırılmayı hedefler.

          2-Bipolar belirtisiolmayan bir iyilik dönemini gözlemek. Terapi akut dönemdeki gibidir, yan etkiler varsa ortadan kaldırmayı hedefler.

          3-Koruyucu terapi, yeniden bir atağın geçirilmesini önlemeye yöneliktir.

Görüntülenme Sayısı: 553

SİBEL KÖKLÜ (KLİNİK PSİKOLOG) Yazarın Diğer Yazıları