Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

 

 

            Merhaba. Eşim yok Ege’de, Türkiye’de, dünyada. Benim adım Güvercinada.

            Hoş geldin Halil. Güvercinada’na hoş geldin. Beni ziyaret etmekle ne iyi ettin.

            Bugün günlerden Pazar. Mart ayının ortasındayız. Biliyorsun Ada’da yeni yıl Mart ayında başlar. Sezon Mart’ta açılır. Her yerde yeni sene Ocak’ta başlar ama bizde bademlerin çiçek açtığı ayda başlar. Ağaçların filizlendiği ayda. Güneşin etkisinin hissedilmeye başlandığı ayda. Baharımız bizim yılbaşımızdır.

            Bak hava ne kadar güzel. Hafif bir rüzgâr var ama hiç problem değil. Denize bak, dümdüz. Etrafa bak, cıvıl cıvıl. Gençler, öğrenciler, emekliler, çocuklar, Kuşadalılar, Kuşadası’nda oturmayanlar, hepsi de beni ziyarete gelmiş. Kediler dolaşıyor üzerimde, küçük köpekler de havlıyorlar. Bak, insanlar surlara çıkmış, denizi, iskeleyi, gemileri, yat limanını, Ada’yı seyrediyorlar. Karşıda, İzmir tarafında Gümüldür sahilleri görünüyor.

            Hoş geldin Halil.

            Seni; servi ağaçlarıyla, palmiyelerle, çam ve zeytin ağaçlarıyla karşılıyorum. Limon, zakkum, sarısabır, incir, mersin ve defne ağaçlarıyla karşılıyorum. Toplarla karşılıyorum. Ne iyi ettin geldin dostum. İlk geldiğinde dört-beş yaşlarındaydın. Hatırlarsan aşağıdaki kıyıda denize girer, mağaranın yanında çakıl taşları üzerinde oturur, Ada’yı seyrederdin. Mendirekte balık avlardın gençliğinde. O sıralarda üzerimde fazla yeşillik yoktu. Yollar yapılmamıştı. Doğal ve ilkel bir görümdeydim. Bak şimdi ne kadar düzenliyim. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ oluyor.

            Aman küçük çocuklara söyle, surlara çok çıkmasınlar, tehlikelidir, düşüverirler Allah muhafaza.

            Karşıdaki dağı görüyor musun? Kese Dağı. Küçüklüğünde kupkuru bir tepeydi. Şimdi bak, ağaçlar büyümüş, yeşillenmiş. Ne yazık ki Ada’nın her tarafı apartman dolmuş, ama boş ver, ben varım burada. Bana apartman dikemezler. Âsâr-ı atîkayım ben. Yüzyıllar ötesinden beri duruyorum doğallığımla. Güvercinler, kuşlar, balıklar yine uğruyorlar yanıma. Denizdeki martılar da seyrediyorlar beni uzaktan. Geceleri ise ışıl ışıl parıldıyor ışıklarım, zevk ve mutluluk veriyorum insanlara.

            Eşim yok Ege’de, Türkiye’de, dünyada. Benim adım Güvercinada.

            Şimdi yürü biraz. Gez, dolaş etrafımda. Dua et Dede’ye. İşin rast gitsin. O, bizim bağrımızda yatıyor. İyi insandı. Fener’e gel. Yılların fenerine. Ötelere bak. Uçsuz bucaksız deniz. Sıkıntıları alır, dertleri unutturur. Moral verir. Ege’nin deniz havasını çek içine. Ciğerlerin temiz havayla dolsun. Oksijen al.

            Bak, tahta platformda bir genç kızla, genç erkek, masa kurmuş, karşılıklı oturuyorlar. Ağaçlara rengârenk balonlar asılmış. Kızın önünde papatyalardan buketler var. Genç erkek ona evlenme teklifinde bulunuyor. Çevrelerinde bir alkış kopuyor, resimler çekiliyor.

            Kaleciğimin üzerinde Türk bayrağı dalgalanıyor. Barbaros’un heykeli sanki canlanmış, ruhu engin denizlere bakıyor.

            Kardeşim Yılancıburnu ile asırlardır birlikte yaşıyoruz. Fırtınada, dalgada, soğukta, sıcakta beni hiç yalnız bırakmıyor.

            Bak Halil, herkesin elinde cep telefonu, hatıra olsun diye resim çekiyorlar, selfi yapıyorlar. Yelkenliler açıkta nazlı nazlı sallanıyorlar. Uzaktan; Sisam adası, Dilek yarımadası, Milli Park adeta bana selam yolluyor.

            Yediden yetmişe insanlar beni dolaşırlarken içlerini sihirli bir hava kaplıyor, mutlu oluyorlar. Turistler ise, tamamen hayranlar bana.

            Biraz da altımdaki kayalıkları dolaş. Yosun tutmuş, aşınmış kayalıkları. Şırıl şırıl dalga sesleri duyacaksın. Deniz dikenlerini seyret, iyot kokusu al. Tahta merdivenlerden sulara ayaklarını salla. İstersen restoranda otur, çay iç ya da yemek ye. Balıklara ekmek at, geleni geçeni seyret, kafa dağıt.

            Ne o, gitmeye mi hazırlandın dostum. O halde güle güle git. Yine beklerim.

            Hayat çok kısa. Bak, yarım asır ne çabuk geçti. Ve benim üzerimden kimler gelip geçti. Ne çocuklar, ne sevgililer, ne yaşlılar, ne yerliler, ne yabancılar. Hepiniz bir hayat savaşına daldınız. Ama ben size hep güldüm. İnsanlık komedyasına nasıl gülünmez ki? Para, mal, mülk, hırs hepinizin gözünü bürüdü. Doğal güzellikleri görmeyi bıraktınız. Beni bile unuttunuz. Kavga ettiniz, tartıştınız, üzüldünüz, ağladınız, sızladınız. Ne elde ettiniz?

            Güle güle Halil. Yine beklerim. Ben asırlardır buradayım. Hepinizi beklerim.

            Eşim yok Ege’de, Türkiye’de, dünyada. Benim adım Güvercinada.

Görüntülenme Sayısı: 224

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları