Kuşadası Bugün
Çok Bulutlu
En Yüksek : 21°C
En Düşük : 7°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

 

 

            Şehmuz Bey değişik bir kafa yapısına sahipti. Özgün bir modeldi. Bunu gösteriş olsun diye yapan bir insan değildi. Yapısı itibariyle küçük yaştan beri kendi prensiplerine göre hareket eden bir kişilikti.

            Aslında siyaset dünyası bu tür insanlardan hoşlanmaz ve bu tür kişiliklere fırsat vermezdi ama her nasılsa o anda bir boşluk meydana gelmiş, onu aday göstermişlerdi. Yakışıklı bir adamdı. Karizmatik bir yapısı vardı. Belki de halk bu karizmatikliğe çarpılmış ve onu az bir farkla da olsa başkan seçmişti. Her şey çok hızlı gelişmiş, seçimler yapılmış ve sandıktan belediye başkanı olarak Şehmuz Bey çıkmıştı.

            Birkaç miting ve toplantıya katılmış olsa da Şehmuz Bey bir protokol adamı değildi ve toplantılardan hoşlanmazdı. Onu yapalım, bunu yapalım gibi tartışmalardan sıkılır, hemen icraata geçilmesini isterdi. Planlar yapmayı her ne kadar sevse de hemen eyleme geçme gibi bir huyu vardı. Siyasi yönden hem idealist hem devrimci bir kişiliğe sahipti. Kısacası, boş teorilerden hoşlanmaz, düşündüklerini hemen gerçekleştirmeye koyulurdu.

            Şehmuz Bey’in belediye başkanı olmazdan evvel şehir ve insanla ilgili bir takım projeleri vardı. Bunların en önemlisi işçilerle, işsizlerle, yoksullarla ilgiliydi. O, bulunduğu şehirdeki insan unsuruna dikkat ediyordu. İnsan sorunları onun için ön plandaydı. İcraatlarının tanıtımında bu türlü şeyler halkın pek ilgisini çekmemiş, partinin de gündemine pek gelmemişti ama o düşüncelerini uygulamakta kararlıydı.

            Şehmuz Bey önce mahalle mahalle, cadde cadde, sokak sokak, ev ev şehirdeki bütün işsizleri, yoksulları ve işçileri listeler halinde ortaya çıkarmak için bir komisyon kurdurdu. Oluşturduğu heyetin büyük bir ciddiyetle çalışmasını sağladı. Bu konuda her gün rapor istedi. İşin takipçisi oldu. Dokümanlar birer birer gelmeye başlamıştı. Heyet ev ev dolaşıp gereken bilgi ve istihbaratı Şehmuz Bey’e ulaştırıyordu.

            Şehmuz Bey protokolden çok sıkılırdı. Resmi işlerin çoğunu takip için başkan yardımcısı Necdet Bey’i görevlendirdi:

            -Necdet arkadaşım, sen kendini belediye başkanı olarak gör, benim başka işlerim var. Alt yapı, kanalizasyon, park, protokol ne işler varsa bunları sen idare et. Makamda sen otur. Talimatları sen ver. Beni soran olursa görevde de. Yapmak istediğim şeyler var. Sana güveniyorum.

            -Peki,  başkanım, siz rahat hareket edin. Ben görevimi istediğiniz şekilde yaparım.

            Şehmuz Başkan eski bir arabayla her gün yoksul aileleri dolaşmaya başladı. Onlarla oturuyor, sohbet ediyor, sıkıntılarını yanında götürdüğü kâtip arkadaşına yazdırtıyordu. O ailenin ne kazancı olduğunu, kaç nüfus olduğunu, kimlerin işsiz olduğunu, kimlerin işçi olduğunu bir bir detaylarıyla yazdırtıyordu. Mümkün olduğu kadar yoksul, işsiz ve işçi insanlarla yüz yüze gelmeye çalışıyordu.

            Bu arada planlı bir şekilde araba ile değişik cadde sokaklardan geçiyor, ara sıra arabayı durdurup yolların durumuna, kaldırımlara, çevre düzenlemeye, çöplerin toplanıp toplanmadığına da bakıp notlar aldırtıyordu.

            Belediyede kendine gizli bir oda ayarlamıştı. Binaya geldiği zaman odasına girip, kapıyı kilitliyor, elde ettiği bilgiler doğrultusunda çalışmalar yapıyordu. Sonra da dışarı çıkıp gerek insan ilişkileri gerekse fen işleri ile ilgili birimlere talimatlar yağdırıyordu. Emirlerin yerine getirilip getirilmediğini anlamak için de bir kontrol memuru tutmuştu. Sık sık tebdil gezip planlarının işleyip işlemediğini gözleriyle de görmek istiyordu. İcraatlarını bir deftere tek tek yazıyor, ne derece ilerleme kaydedildiğini anlamaya çalışıyordu. Şehirdeki işsizlik oranında ne kadar azalma olduğunu, yoksulluğun ortadan kalkma oranının nerelere ulaştığını istatistiklerle gözden geçiriyordu. İşçilerin, engellilerin, emeklilerin, yaşlıların sorunlarını birer birer halletmeye çalışıyordu. İlçedeki hayvanlarla da ilgileniyor, aç ve açıkta kedi, köpek kalmamasına gayret ediyordu. Zaman zaman aniden esnafların yanına uğruyor, beş on dakika onlarla konuşuyor, şikâyetlerini dinleyip çareler bulmak için notlar alıyordu. Belediye ile ilgili bürokrasinin de üstesinden gelmeye başlamış, birçok uygulamayı pratik şekilde sadeleştirmişti. Bazen de öğrenci ve öğretmenlerle görüşmeler yapıp sorunlarını gidermeye çalışıyordu.

            Bayramlara, törenlere, cenazelere, açılışlara, çeşitli protokollere katılmayışı Büyükşehir ve Başkent’in de dikkatini çekmeye başlayınca hakkında bir takım dedikodular üretilmeye başlamıştı. Resmi toplantılara fazla girmemesi, partiye de uğramaması üst düzey amirler arasında tepki yaratıyordu. Halkla fazla sıkı fıkı oluşu, yoksul ve işsizlerin sorunlarıyla uğraşması, sürekli makamında oturup fazla iş yapmak istemeyen, gününü gün etmeye çalışan görevlilerin endişe etmesine neden oluyordu.

            Ayrıca, şehir halkının sevgi ve güvenini kazanması siyasi kıskançlıklara yol açıyor, böylece Şehmuz Bey’in makamında kalması tehlikeye girmeye başlıyordu. Üst makamlara hakkında asılsız şikâyetler gitmişti. Başkan bunları savuştursa da yeni yeni saldırılar düzenleniyordu.

            Bu başkan artık düşürülmeliydi. Siyasi rakipleri aleyhinde lobiler oluşturup bir dahaki seçimlerde kazanmaması için merkezi zorluyorlardı. Başkan hakkında protokollere katılmadığı, çalışmadığı, gezdiği, belediyeye gelmediği, toplantılara yardımcı gönderdiği hususunda hem parti merkezine hem de büyükşehir belediyesine, hatta cumhurbaşkanlığı makamına elektronik ortamda rapor ve şikâyetler gidiyordu.

            Şehmuz Başkan, birtakım şirketlerin ve kulüplerin adamı değildi. O, halkın adamıydı. Garibanların yanındaydı. Şans eseri bir boşluk doğmuş ve halkın desteği ile idare makamına gelmişti.

            Onun döneminde birçok işsize iş bulundu. Kimsenin ekmeği ile oynanmadığı gibi o güne kadar elde edilen gelirlerden pay alamayan insanlar pay almaya başladılar. Emekçiler arkalarında bir destek olduğunu hissettiler. Şehrin ekonomik kaynakları yoksul insanlara kaydırıldı. Kalkınma köylere kadar yayılma gösterdi. Yoksul aileler nispeten kendilerine geldiler. İşçilerin haklarını yiyen işyerleri başkandan korktukları için haksızlık yok olmaya yüz tuttu. Başkanın planlı şekilde icraatları çaresiz insanları ferahlattı.

            Bir dahaki seçimlerde ise başkanın seçimlere girmesi durduruldu. Merkez, kendisini artık istemiyordu. Kendi kafasına göre hareket eden bir insanın önü kesilmeliydi. Adaylıktan çıkarıldı. Şirketler ve kulüpler de böyle bir başkandan kurtulmak için sermaye seferberliği yaptılar. Bu başkan kazançlarına sekte vurmuş, darbe indirmişti.

            Başkan kızağa çekilmiş, gariban insanlar için güzel günler geride kalmıştı.

            Yeni başkanı bol protokollü günler bekliyordu.

Görüntülenme Sayısı: 1473

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları