Kuşadası Bugün
Parçalı Bulutlu
En Yüksek : 28°C
En Düşük : 16°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

 

 

           

Halit Ağa yola devam ederken yol kenarında keçi otlatan bir adama rastlar. Adama sorar:

 

-Abe sen de otlatirsin keçileri…Bunlardan günde kaç litre süt sağarsın?

 

-Günde keçi başına yarım litre verirler.

 

-Buralarda kaça satarsınız süti?

 

-Ben sütleri mandıraya veriyorum. Kilosu 10 kuruşa.

 

-Abe ucuz diilmi, 10 kuruş. Niçin kendin satmazsın?

 

-Ben gezemem mahalle mahalle öyle, toptan verir geçerim.

 

-Buralarda kışın ne ile beslersin bu hayvancikleri?

 

-Yazdan onların yiyecek samanını yemini hazırlarız, kışın damda besleriz.

 

-Abe buka yaylım olan yerlerde hayvanları aç birakmak olur mi? Elbette ki doyuracan onlari ki alasın daha çok süt. Buralari bizim memlekete benzer, arazi düz ova, bizim oralari da ova idi, ben kompir eker idim, alırdık bir kökten bir sepet kompir.

 

-Bu inekleri nereden aldın? Aydın’dan.

 

- Kaça aldın? Daha aşaa vermedi adam aldım onları 120’ye.

 

-Çok para vermişsin.

 

-Olsun bre ağa ben onlarin sütüni satar yine toplarım o paracıkleri.

 

-Bunları nereye götürürsün?

 

-Abe otururuz biz Kuşadası’nda.

 

-Kuşadası’nda hep kuşlar mı var?

 

-Abe sen bilmizmisin Kuşadası’ni?

 

-Bilmem, hiç gitmedim.

 

-Abe biz de bilmezidik, ne zaman geldik Rumeli’den bizi oraya iskan ettiler.

 

-Orada malın mülkün var mı?

 

-Var birazcık, ne zaman geldik Rumeli’den verdiler nüfus başi ikişer dönüm, ben kalabalık idım iki tane tarla düşti bizlere.

 

-Çoluk çocuk var mı?

 

-Var, iki oğlan evlat, oğlan birisi evlidir, bir de bekâr kızım var. Üç kızı de Rumeli’de evlendirdik, onlar da geldi buralara, onlar ayrı iskân oldular, onlara da her birine arazi verdi devletimiz.

 

-Bu ineklerden başka ineklerin var mı?

 

-Var daha iki ineğimiz,onlar damda, çucükler bakar onlari.

 

-Sen buradan kaç günde gidersin Kuşadası’na?

 

-Bilmem haçan ineklere bağlı onlar otlamaz yürürse çabucuk varırız. Fakat yine de birkaç güni yoldayız.

 

-Hadi Allah sana selamet versin, artık ben keçileri toplayıp dama götüreyim, zaten akşam olmak üzere, sana hayırlı yolculuk. Bak bu sarı ineğin çok güzel, ondan daha çok süt alırsın, hoşça kal.

 

-Güle güle gidesin be ağa.

 

Bu muhabbet esnasında inekler de orada otlamış, karınlarını doyurmuşlardır, tekrar yola koyulurlar.

 

Gece ay ışığında yola devam ederler, gece inekler de yürür, otlamadıkları için epey bir yol giderler. Sabaha karşı Halit Ağa yorulur. Yine bir yerde ineklerini bağlayıp çıkınını açar, karnını kuru ekmekle doyurur.

 

Etrafta üzüm bağları vardır. Halit Ağa bağdan hiç üzüm koparmaz. Fakat aklındadır, bir bağcı gördüğü zaman ondan üzüm satmasını söyleyecek, kuru ekmeğini üzümle yiyecektir.

 

Tren yolunu takip ederekten epey yol giderler. Sabah olunca yol üzerinde küçük bir köye varırılar. Selçuk’tan aldığı ekmek de bitmek üzeredir. Köye vardıklarında köylülerden ekmek satın almak ister. Kahvede oturanlara:

 

-Abe küyli gardaşlarım biz te Aydın’dan geliyoruz. Ekmek almışidim, bir ekmeği yolda bitirdim. Şimdi lazım bana bir ekmecik, kaç para olurise veririm, der. Adamın biri, burada bakkal yok herkes kendi ekmeğini kendi yapar yer, der. Ama içlerinden biri Halit Ağa’nın durumunu anlar ve evinden gidip bir parça ev ekmeği getirir Halit Ağa’ya verir.

 

-Kaç kuruş verecem ekmek için.

 

-Yok be arkadaş, para istemez, helal olsun, bir parça ekmeği de mi parayla satacağız, der adam.

 

-Abe sağolasın, madem burada bakkal yokidi haçan ne yapacak idim yollarda.

 

Halit Ağa ekmeği alır, yola devam eder.

 

O gün Halit Ağa sabahtan öğleye kadar inekleri otlata otlata epey yol alır. Öğleye doğru bir bağın kenarındaki ağacın gölgesine gelirler. Tren yolunun öbür tarafında da bağ vardır. Bağcı da bağda üzüm toplamaktadır. Halit Ağa adama seslenir:

 

-Abe arkadaş, satar misın o üzümlerden bana biraz. Adam olur, der ve birkaç üzümü verir Halit Ağa’ya.

 

-Haçan kaç paradır bunlar? Vereyim paracığıni.

 

-Para istemez ağa, helal olsun afiyetle, der adam.

 

-Sağolasın bre, o ka canım çekmişidi ki üzümi, benim de bağım var Kuşadası’nda ama onlar orada ben isteridim yiyeyim ekmek ile burada.

 

-Bu inekler senin mi, nereye götürüyorsun onları?

 

-Aldım onlari Aydın’dan. Götürürüm Kuşadası’na. Benim evde iki ineciğim daha var. Onları sağıp sütüni satarım.

 

Bağdan üzümü alan Halit Ağa ağacın gölgesine çekilir, çıkınını açar, bu defa katığı üzümü de vardır, ağaç gölgesinde ekmeğini yer. İnekleri ağacın altına çeker, onları da gölgede serinletir. Öğleüstü yola devam etmeyecek, orada gölgede oturup akşamüzeri yoluna devam edecektir.

 

İneklerin karınları toktur, ikisi de ağacın gölgesinde yatarlar, ikisi de geviş getirirler. Kuşadası’na daha epey yol vardır. Yaz günü öğle saatleri güneşin civcivinde yola çıkmak istemez. Orada ineklerinin yanına o da uzanır, biraz uyuduktan sonra, üzüm aldığı bağın kenarında akan su vardır, gider oradan matarasını doldurur. Elini yüzünü yıkar, biraz serinlemiştir, tekrar ağacın altına döner. İneklerine şöyle bir bakar. Evdeki iki inek ile beraber bunların sütü de olunca satmak için epey sütü olacağını düşünür. İneklere yiyecek olarak Çıfıt Tepesindeki tarlaya arpa ekip samanını, arpasını yem olarak ineklere yedirmeyi hayal eder, bahar aylarında da onları otlatarak, taze ot yedirerek daha fazla süt elde edeceğini düşünür.

 

Birkaç saat ağacın altında serinledikten sonra yola çıkmak üzere hazırlanır. Bağın kenarındaki çeşmenin yalağından ineklerine su içirir. Hava yine sıcak olsa da öğle sıcağı kadar değildir. İkindiden sonra Germencik’e yaklaşmışlardır. Bir yerde biraz daha akşam olmadan mola vermek ister. Germencik’i geçince tren yolu kenarındaki ağaçların dibinde tekrar mola verir. Karnı da zaten acıkmıştır. Çıkınını açar, köylülerin verdiği ekmek ile üzümü katık ederek karnını doyurur, akşam olmadan tekrar yola koyulurlar.

 

Halit Ağa oradaki bağları, incir ağaçlarını gördükçe, Selanik’teki araziler aklına gelir. Buraları da pek güzelmiş, Keşki Kuşadası yerine buralara gelseydik der içinden. Tren yolu boyunca yola devam ederler.

Görüntülenme Sayısı: 216

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları