Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 31°C
En Düşük : 20°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                                   

           

            Ertesi gün yine Süleyman Abi’nin yanındaydım ve anlattığı hikâyeye devam etti:

            -Aşağı attığı takdirde kaç kişinin üzerine yağmur gibi yağacağını düşünür ve ondan da vazgeçip elinde gazete odada şuraya mı koysam buraya mı koysam derken bunalır ve aman be bundan kurtulayım deyip elindeki gazeteyi tavana doğru fırlatır.

            Gazete gider tavana yapışır ve daha sonra da gazete sayfası tavandan düşse de bok tavana yapışır kalır. Şimdi ne olacak diye düşünürken aklına sabah ben erkenden kalkar oteli terk ederim, bu koca şehirde beni nereden bulacaklar deyip uykuya dalar.

            Sabah erkenden resepsiyonda hesabını öder ve otelden çıkar. Yine biraz ilerisinden bir otel bulmayı düşünür. Biraz ileride otel bulur ve oraya yerleşir. Bir gece önceki kaldığı otel odasını Amerikan vatandaşından biri kiralar. Adam çok titiz ve meraklıdır. Odaya çıkar, eşyalarını yerleştirir, Amerika’nın başka bir şehrinden gelmiştir oraya. Yatağına uzanır. Bir de ne görsün, tavanda bir karartı. Odadaki sandalyenin üzerine çıkar ve tavandakini incelemeye başlar. Sonunda onun bok olduğunu anlar. Adamı bir düşünce sarar. Buraya bunu kim nasıl yaptı diye kendince fikir yürütür. Odadaki sandalyenin üzerine çıkıp amuda kalkar, yine de tavana yetişmenin imkânı yok.

            O gece sabaha kadar uyumayıp bunu düşünür, buraya bu işi yapan kişiyi muhakkak bulacak ve bu işi o da öğrenmek ister. Adam sabah kalkınca doğruca resepsiyona iner ve bir gece önce odasında kimin yattığını öğrenmek ister. Resepsiyon görevlisi sizin odanızda dün akşam bir Türk yatmıştı, adı da Hüseyin, Kayseri doğumlu, der.

            Adama daha da merak düşer. Bu adam Türk olduğuna göre onu bulup ondan bu iş nasıl yapılır öğrenmem lazım diye düşünür. Amerikalı o şehirdeki kaldığı otelin en yakınından başlayıp otelleri dolaşır. Türk vatandaşı Kayserili Hüseyin’i birkaç otelde arar. Bazı otelciler diğer otellerden Kayserli Hüseyin kalıyor mu araştırır. Bulunamaz. Adam stres içersinde bir işi başaramadım diye üzülür. Kendisi yine aramaya koyulur ve tenha bir sokaktaki otelde olduğunu öğrenir. Sevincinden havalara uçar.

            Otel resepsiyonundan adamın odada istirahat ettiğini öğrenir. Resepsiyondan adamın aşağıya çağrılmasını rica eder. Resepsiyon Kayseriliye kendisini birisinin aradığını bildirir. Kayserili durumu anlar. Eyvah yakalandık, der. Ne diyeceğini düşünür. Nihayet aşağıda lobide oturan Amerikalıyı gösterirler. Seni arayan adam derler.

            Amerikalı resepsiyon aracılığıyla Kayseriliye sorar, dün akşam kaldığı otel odasının tavanına nasıl yaptın, der. Kayserili sorudan kendisinin suçlu gözüyle bakılmadığını anlar ve ne istediklerini sorar.

            Adam ısrarla tavana nasıl yaptığını öğrenmek ve kendine göre büyük bir maharet sahibi olacağını söyler. Kayserili rahatlar. Bu iş o kadar zor değil fakat ben sana bu işi bedavaya öğretmem der. Amerikalı öğrenme pahasına ne istersen veririm der. Kayserili bak anlatacaklarımı iyi dinle diye anlatmaya başlar. Üç şişe Türk rakısı alacaksın. Birinci şişeyi içince biraz başın dönecek, ikinci şişeyi de içince baş dönmeleri daha da artacak. Üçüncü şişeyi de içtikten sonra oda dönmeye başlayacak. Sen tam oda ters dönüp altına geldiği anda yap. Sakın aldığın rakılardan başkasına ikram etme, hepsini kendin iç diye tembih eder. Ve bu  iş için de Amerikalıdan 1000 dolar ücret alır.

            Amerikalı evine döndüğünde, hanım bu seyahatimde olağanüstü bir şey öğrendim, bu işi yalnız bir Türk yapabiliyor, bir de bana öğretti, görsen hayret edeceksin der. Büyük bir sevinçle bu konuyu arkadaşlarına bildirir ve evine davet eder.

            Karısı kim bilir yine ne saçmalıklar yapacak der, kocasının böyle bir takım zırvalıklarını gördüğünden pek merak etmez.

            Amerikalı Türk rakısını arar bulur. 3 şişe 35 lik rakı alır, eve gelir. Bir telaş, bir telaş, akşamı zor yapar. Akşam olur herkes gelir sofraya oturulur. Misafirlere hep yapacağı ve başka kimsenin yapamayacağı mahareti anlatır. Bir taraftan yemek yerler. Amerikalı Türk rakısından kimseye vermez. Misafirler başka cins içki içerler. Amerikalı Türk rakısından bardak bardak içerken rakının verdiği etkiyi hissetmeye başlar. Misafirlerine oluyor, oluyor diye sevincini hissettirir.

            Bir şişeyi bitirir. İkinci şişeyi içmeye başlar. Artık bu işin olacağı aklına yatar. Yemek faslından sonra misafirler salonda otururlar. Arkadaşlarının bu kadar içki içmesini anlayamazlar.

            Saatler epey ilerlemiştir. Amerikalı daha ikinci şişeyi yeni bitirip üçüncü şişeye başlamıştır. Misafirlerin bazıları ayrılmak zorunda olduklarını söyleyerek ayrılmışlardır. Kimi misafirler uykuları geldiği halde mucizeyi beklemektedir. Kimisi de biraz daha oturup ayrılmış, oturup bekleyenlerin de uykusu gelmiş, Amerikalının karısı neticeyi beklemeyip odasına çekilip yatmış.

            Amerikalı üçüncü şişeden biraz daha içtikten sonra Türk’ün anlattığı şeyleri yaşamaya başlamış. Hakikatten oda önceleri dönmüş, daha sonra daha çok dönmüş, son şişede artık odanın alt üst olduğunu sezerek altını doldurmuş ve oracıkta sızıp kalmış, evde kalan misafirlerin bazıları da zaten kanepede sızmışlar.

            Misafirlerden bazıları gecenin yarısında uyandıklarında odada bir pis kokunun olduğunu anlamışlar. Ev sahibi de sabaha karşı uyanmış. O da kokuyu hissetmiş. Şöyle bir kendisini yoklayınca üzerine pislediğini görmüş ve çok üzülmüş. Bu işte bir eksiklik var diye düşünmüş. Zaten misafirlerden evde kimse kalmamış. Eşi uyanınca salonda pis bir kokunun olduğunu hissetmiş, eşine ne oldu ne yaptın bu kokular ne diye çıkışmış. Bir de kokunun adamın üzerinden yayıldığını anlayınca adamı zar zor yerinden kaldırmış, üzerindekileri çıkartıp atmış.

            Adam, bu Türk beni rezil etti ben ona gösteririm, bir de benim paramı aldı diyerek evden çıkıp Türk’ün kaldığı otele koşmuş. Kayserili daha orada imiş. Ona hışımla, sen ne yaptığını biliyor musun, benim hem paramı aldın, hem de beni komşularıma rezil ettin diye çıkışmış.

            Kayserili adama, dur bir anlat bakalım, bunda yanlış yaptığın bir şey vardır muhakkak, der. Adam, senin dediğin gibi üç şişe Türk rakısı aldım, birini içtim, hafif hafif başım döndü. İkincisinde de senin dediğin gibi oldu. Üçüncü şişeyi tam bitireceğim sırada sızıp kaldım. Oda altıma geldi ve yaptım, der.

            Kayserili adama, peki yaparken külotunu indirdin mi diye sorar, adam, haaa…işte hata burada keşke külotumu indirseydim de herkes o tavana yapışımı görseydi, der.

            Ve Kayserili o günden sonra oralardan ayrılır…

            -Haahhhaaaa…diye güldüm ister istemez. Süleyman Abi de:

            -İşte böyle Halil, komşular bir araya geldiklerinde bir taraftan mangalda kestane kebap yapılır, bir taraftan çerez, üzüm, incir, ceviz, badem yenir, bir taraftan da böyle muhabbetler sürüp gider. Sonra herkes misafir bulundukları evin adamı gelmeden evine gider. Çocukluğumuzda bu olayları yaşadım. Yarın yine geldiğinde bu konuya devam ederiz, dedi.

Görüntülenme Sayısı: 176

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları