Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 20°C
En Düşük : 12°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

Yıllar evvel yabancı müzik ile ilgili araştırmalara başladığımda önümde kasetler, cdler, dvdler, kitaplar, dergiler önce işe klasik müzik ile başladım. Klasik müzik, bana içinde söz olmadığı için bayıltıcı geldi. Daha sonra blues müziğe geçtim. Blues ise tam tersi o kadar çok çene çalıyordu ki ister istemez kafam şişti.

 

Pop ve rock müziğe ise insan yaşlandıkça daha az ilgi duymaya başlıyor. Slow’ lar hoşuma gitti, romantik batı müziği daha güzel geldi. Country müzik ise (kovboy müziği) western filmlerini sevdiğim için bende büyük mutluluk yarattı.

 

Bütün bu araştırmaları yaparken, müzikle ilgili kaynakları okurken ve kasetleri dinlerken birdenbire öyle bir müzikle karşılaştım ki; hah dedim işte bu müzik tam bana göre. Ne klasik gibi bayıltıyordu, ne de blues gibi yoruyordu. Bu özgür müziğin adı “Caz Müziği” idi.

 

Seneler geçmesine rağmen trompet, saksafon, piyano, davul, trombon, gitar, keman seslerinden hiç bıkmadım. Cazın bütün sanatçılarını dinledim. Ragtime, New Orleans Chicago, New York, Swing, Bebop, Cool Jazz, Latin Caz, Free Caz, Fusion Caz gibi birçok caz akımı hakkında bilgiler edindim ve izledim. Hatta daha sonraki yıllarda dvd’ lerden seyrettim.

 

Caz şarkıcıları beni mest etti.

           

Caz; belkide küçük yaşlarda film izlerken şuur altımıza girmiş, sonraki yıllarda da ortaya çıkmıştı. Araştırdıkça ve dinledikçe Louis Armstrong (cazın babalarından), Billie Holiday, Ella Fidzgerald, Sarah Voughan, Chet Baker, Nat King Cole, Ray Charles, Frank Sinatra, Nina Simone, Dinah Washington, Duke Ellington, Coleman Hawkins, Caunt Basie, Charlie Parker (lakabı Bird), Dizzy Gillespie, Miles Davis, John Coltrane, Ornetta Coleman gibi devlerle karşılaştım.

           

Dönem olarak en çok ilk dönemler yani klasik caz hoşuma gitti. İçlerinde en enteresan ses ise Nina’ nın sesi idi. Armstrong’un “It’s A Wonderful World” parçası ise adeta cazın şaheseriydi. Elinizde okuduğunuz yazımı yazarken de bu muhteşem parçasını dinliyorum “Torba Ağız” ın (Louis’ in lakabı).

           

Caz müziğinin zenci müziği olarak bilinmesi bu hususta gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu müziğin içerisinde beyazlar da vardır zenciler de. Caz müziği insanlığın müziğidir. Araştırmalarımdan Osmanlı Türklerinin Afrika’ ya götürdüğü anlaşılan bu müziğin içerisinde Türk cazcılarda vardır: Okay Temiz, Kerem Görsev, İlhan Erşahin, Fatih Erkoç gibi… Bu özgün müzik biz Türklerin de müziğidir.

           

Sizde cazı dinlemeye çalışın. Cazı sevin. Özgürlüğün, içten gelişin, doğaçlamanın tadını caz dinleyerek çıkarın. Hayat zaten bazen hüzünlüdür. Acılı parçalar bizim psikolojimizi daha çok bozar. Modern olalım ve caz dinleyelim. İnternetiniz varsa bu güzel müziğe ulaşmanın kısa yolu “www.accuradio.com/jazz/” dır. Bu sitede bütün caz akımları ve sanatçıları ile karşılaşabilirsiniz.

           

Caz’ la hiç tanışmadıysanız, tanışın, hayatınız değişsin, felsefeniz değişsin, dünyanız değişsin. Yeni ufuklara doğru koşturun.

           


Görüntülenme Sayısı: 961

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları