Kuşadası Bugün
Açık
En Yüksek : 33°C
En Düşük : 17°C
Kuşadası Haberleri

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı

                             

 

            Bu uzun öykü, Kuşadası’na Selanik’ten gelip yerleşen Aran ailesinin öyküsüdür. Merhum Süleyman Aran’ dan dinlediklerim bir dönem Kuşadası ve Ada’da yaşayan insanların yaşamlarına da ışık tutuyor. Dizi öykümüz aynı zamanda tarihi bir belge niteliğindedir. Bakın rahmetli Süleyman Aran bizlere neler anlattı:

 

            “Osmanlı Devleti, Anadolu’da kurulup adalet üzere idare edilmesi sayesinde kısa sürede genişleyip 14 üncü yüzyılda Avrupa kıtasına da hâkim olmaya başlamış, Osman Bey devrinde Makedonya’ya ilk Osmanlı akını 1324 yılında yapılmış, Osmanlı Sultanlarından Birinci Murat Han zamanında 1371 den sonra Cirmen zaferleriyle Türklere Makedonya kapıları açılmış.

 

            Bizim aile Karamanoğullarından. Birkaç nesil önce Anadolu topraklarında yaşarken, yeni fatihler birçok aileyi Makedonya’ya davet etmişler. Orta Anadolu Türkleri, Makedon topraklarına göç edip oralara yerleşmişler.

 

            Baba: Halit Aran…Süleyman oğlu, ana adı Hüsniye, doğum yeri Selanik-Florina 1874. 11.05.1947 tarihinde Kuşadası’nda vefat etti.

 

            Anne: Saliha Aran…Necip kızı, ana adı Havva, doğum yeri Selanik-Florina 1879. 18.10. 1954 tarihine Kuşadası’nda vefat etti.

 

            Evlatları: (Hepsinin de doğum yeri Selanik-Florina)

 

            Kızı: Feride Dinç… Ahmet Dinç ile evlenip 1972 yılında Kuşadası’nda vefat etti.

 

            Oğlu: Osman Aran…Halit oğlu, ana adı Saliha…10.04.1987 tarihinde Kuşadası’nda vefat etti.

 

            Kızı: Fahriye Uludağ… Faik Uludağ ile evlenip 1977 yılında Kuşadası’nda vefat etti.

 

            Kızı: Ümmügül Kaplan…Maksut Kaplan ile evlenip Manisa-Kırkağaç’ta vefat etti.

 

            Oğlu: Süleyman Aran…1914 doğumlu, evli olarak gittiği askerde, Doğu Anadolu’da 19.04.1937 tarihinde şehit oldu.

 

            Kızı: Fikriye Aran…Ferit Özsargın ile evlenip 19.09.1985 yılında Kuşadası’nda vefat etti.

 

            Aile; ana, baba, iki erkek, dört kız çocuk olmak üzere 8 kişiden oluşur.

 

            Aile bireyleri; Selanik-Florina kazası, Voşderan köyünde yaşarlar. Köyün verimli topraklarında, başta patates, mısır yetiştirirler. Baba Halit Aran’ı köyde Kompirci Halit Ağa olarak bilirler. Halit Ağa, tarlasına ekseri patates eker, her hasat mevsimi dört teker öküz arabasıyla günlerce patatesleri taşırmış. Bir patates kökünden 5-6 kilo patates alırlarmış. Düz verimli ovada darı tarlasına giren görünmez. Köyde delikanlılar kuvvet denemesi için darı tarlasına gider, darı kökünü yerinden kim sökecek yarışması yaparlarmış. Köy toprakları çok verimliymiş. Düz bir ovaya sahip köy, kışları soğuk geçer, kar yağarmış. Yakacak bulmak güç imiş, en yakın dağa sabah erken gidilip, bir hayvan yükü odun yapıp dönünceye kadar akşam olurmuş.

 

            Birinci Dünya Savaşlarında Sırplar, Bulgarlar sık sık çarpışır. Bu arada Türk köylerini de yakıp yıkarlarmış. Köylüler zaman zaman köylerini terk edip kaçarlarmış. Bulgar askerlerinin köyü terk ettiğini öğrendiklerinde köye dönerler fakat evlerini yakılıp yıkılmış bulurlar.

 

            Halit Ağa ailesi böyle bir anda üzerlerindeki Osmanlı altın paralarını evin bir odasının içine gömüp giderler. Tekrar döndüklerinde evlerini yıkılmış görürler ve gömdükleri paranın yerini bir iki gün uğraşıdan sonra bulurlar. Bunun gibi asker baskınlarından aile birkaç kez başka yerlere gitmiş, askerler köylerini terk ettikten sonra dönmüşler fakat her defasında evlerini yıkık bulmuşlar.

 

            Bu arada Rumeli’de bir huzursuzluk sürerken Türkiye’de de kargaşalar başlamış, bütün dünya devletlerinin gözü Türkiye’nin üzerinde. Son Osmanlı padişahı Vahdettin, devleti mühim miktarlarda borçlandırmış, aldıkları borçlarla saraylar inşa ettirmişler. Türk halkı fakir, devlete vergi ödeyecek gücü yok. Padişah borçları ödeyemeyince alacaklı devletleri Türkiye’ye çağırır. Alacakları karşılığında toprak vermeyi kabul eder ve tahtı sarayı bırakıp kaçar.

 

            Türkler vatanlarının elden gideceğini anlamış, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere seferberlik ilan edip eli silah tutan herkes askere alınmış, bir taraftan milis kuvvetler büyük mücadelelerden sonra işgalci devletleri denize dökmüş; Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk ve Türk ordusu sayesinde kurtulmuş ve yeni bir Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş.

 

            Bu arada Rumeli’de yaşayan Türk halkına da baskılar yapılmaya başlanmış. Türkiye, Yunan hükümetleri arasında mübadele anlaşması yapılmış, anlaşmaya göre Türkiye’de yaşayan Yunanlılar memleketlerine dönecektir. Rumeli’de yaşayan Türkler de Türkiye’ye çağrılırlar. Yunanlılar Türkiye’den giderken Türkiye’deki mallarını bırakacak, Rumeli’den gelen Türk halkı da oradaki mallarını orada bırakacaktır. Böylece Türkiye’ye göç başlar.

 

            Bizim aile, Türkiye’den gelen ve Selanik limanında bekleyen gemiye binerler, mal mülk neleri varsa Rumeli’de kalır. Çoluk çocuk hepsi gemi ile İzmir limanına gelirler. Gelenler Türkiye’nin her tarafına dağılır. Halit Ağa ailesi 20 kişi alarak gelirler. Selçuk’a gelmek için Alsancak İzmir’den trene binerler. Selçuk tren istasyonunda inerler. İstasyon hangarları altında konaklamaya başlarlar fakat hava çok sıcaktır, bir taraftan da sivrisineklerden rahatsız olurlar. Selçuklular onlara Kuşadası’nı tavsiye ederler, daha serin ve deniz kenarı olduğunu söylerler, aile Selçuk’u terk edip Kuşadası’na gelirler.

 

            Kuşadası’nda Kaymakam ve Jandarma Komutanı gelenleri karşılar ve Kale İçi Camii avlusuna yerleştirilirler. Aileler burada günlerini yaşarlarken hava değişikliği ve gıdalara alışamazlar, bilhassa zeytinyağına. Cami avlusunda günler geçer, daha sonra mübadil olarak gelenlere giden Yunanlılardan kalan ev ve arazileri devlet dağıtmaya başlar. Bizim aileye Hacı Feyzullah mahallesinde 1 ev verilir. Bununla beraber nüfus hesabına göre de arazi veririler. Bize Çıfıt Tepesinde 12 dönüm zeytinli bağ ve tarla ile Kalafat mevkiinde 12 dönüm zeytinlik verilir. Tahsis edilen eve giderler, evde oturan birileri var. Kapıyı çalarak evin kaymakamlık tarafından kendilerine verildiğini söylerler. Evde oturan “Ben devlete 18 yıl askerlik yaptım, eşim hamileydi ben askere giderken, askerden döndüğümde çocuğu 18 yaşında genç buldum”  diye direnir. Evde oturan, anlatmaya çalıştığımız kişi rahmetle andığım Kuşadası’nda kale kapısı yanındaki bir yerde yoğurtçuluk yapan Hüseyin Ağa (Hüseyin Soydan). Bizim aile geriye döner ve kaymakama bize tahsis edilen evde oturan var, bize başka bir ev verilsin derler. Kaymakam, olmaz öyle şey size o ev tahsis edildi, o ev artık sizin, başka ev veremeyiz, deyip jandarma komutanına talimat vererek evin boşaltılıp, bu aileye verilmesini söyler. Evi bize verirler, aile yerleşir, sokaktan kurtulurlar. Günler geçerken ailenin Rumeli’den gelirken üzerlerinde getirdikleri paraları da tükenir. İş ararlar. Kuşadası’nda tütüncülük,  balıkçılık yapılıyor. Aile tütün işinden anlamaz, memleketlerinde deniz olmadığı için balıkçılık da yapamazlar, dara düşerler.

 

            Halit Ağa, durumlarını kaymakama bildirir, paramız kalmadı, bize çalışacağımız, yapabileceğimiz bir iş verin, der. O zaman, kaymakam, Mahmut Esat Bozkurt İlkokulunda hademelik, temizlik işi olduğunu söyler. Halit Ağa kabul eder ve orada çalışmaya başlar, hiç olmazsa ailede bir kişi çalışıyor diye şükrederler.

 

            Halit Ağa, eşi, 2 oğlu, Osman, Süleyman, kızı Fikriye, Osman’ın eşi Şerife ile 6 kişilik bir ailedir. Osman, eşi Şerife’den geçimsizlik yüzünden 15 Temmuz 1926 tarihinde boşanmış, Fikriye de bir müddet sonra Ferit Özsargın ile evlenmiş, aile ana, baba, 2 oğlan 4 kişi kalmışlar. Oğlu Süleyman da evlenir ve çocuk sahibi olmadan askere alınır. Süleyman askerlik yaparken vurularak şehit edilir. .Aile büyük üzüntü duyar. Halit Ağa babasının ismini verdiği oğlunun şehit oluşuyla yıkılır, çalışmakta olduğu Mahmut Esat Bozkurt İlkokulunu bırakır. Kendilerine verilen arazilerde tarım işleriyle uğraşır, bu arada 2 tane inek alır, onları otlatır, sütünü sağar, mahallelerde süt satarak geçinmeye çalışır. Eşi Saliha da evde kilim dokuma tezgâhı kurar ve dokuma işi yapar. Eşi Saliha beceriklidir. Hamur işleri yemek, tatlılar, börek, baklava işlerinde ustadır. Düğün yapacak kişiler bir gün öncesinden düğün yemeklerini yapmaya çağırırlar. Bir gün öncesinden yemekleri, baklava ve börekleri hazırlar, bunun için de bir ücret alır.

Görüntülenme Sayısı: 271

HALİL AKGÜN - Makale ve Öykü Yazarı Yazarın Diğer Yazıları