Kuşadası Bugün
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
En Yüksek : 20°C
En Düşük : 12°C
Kuşadası Haberleri

FATİH DÖNMEZ - Tiyatrocu/Aktör

     

2010 yılında Semaver Kumpanya’da  İstanbul Tiyatro Festivali için Işıl Kasapoğlu yönetmenliğinde bir William Shakespeare oyunu hazırladık,sonrasında da üç sezon boyunca oynadık: “Titus Andronicus”.   Oyunu kısaca özetlemeye çalışırsam şöyle anlatabilirim. Roma imparatorluğu’nda savaştan dönen büyük kahraman baş komutan Titus, yanında getirdiği savaş esiri Got kraliçesi Tamara’nın oğlunu; halkın gözü önünde,savaşta yitirilen diğer askerlerin diyeti olarak boğazını kestirerek kurban eder ve ardından ölümü bekleyen Tamara,kaderin bir cilvesi ile esir olarak getirildiği ülkede iktidar sahibi olur ve intikam hareketi başlatır. Titus’un küçük masum kızı Lavinia’ya önce tecavüz ettirir,sonra ellerini ve dilini kestirir ve şiddet-karşı şiddet sarmalı başlar.Oyun boyunca 22 insan öldürülür.Bu şiddet sarmalının sonunda Titus ve Tamara da dahil olmak üzere herkes ölür ve oyun biter.Romalılar ve Gotlar arasında geçen bir oyun bu. Bizimle hiç bir alakası yok,neyse ki...

Biz oyunu şu isimle oynadık: “Titus Andronicus,Beş Perdelik Maganda Faciası”

   

Oyunun provaları boyunca yönetmenimiz her sahnede, her cinayette ortalığın kan gölüne dönmesi konusunda çok ısrarcı oldu.Ona neden böyle bir şeyde ısrar ettiğini sorduğumuzda verdiği cevap çok netti: ”Çünkü ben her gün bu kan gölünün içinde yüzüyorum.Sayfalarını her açtığımda,gazetelerden suratıma kan fışkırıyor.” Tanıdık geldi mi?

  

Işıl hocanın yönetmenliğinde oyunu çalışırken en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:Şiddet,her zaman önce en masum olanı,en savunmasız olanı yok ediyordu ve mutlaka karşı şiddeti doğuruyordu ve şiddet, her zaman kutsal olan bir şeylerle ilişkilendiriliyordu: Ya toprak için,ya bayrak için,ya din için, ya da ihanet için şiddet kabul ediliyor, normalleşiyor ve sonunda herkesi yutup yok ediyordu.Bir yanıyla adildi şiddet,hiç kimseyi pas geçmiyordu.Herkes nasibini alıyordu şiddetten.Ve en önemlisi; şiddet,önce iktidar sahiplerinin elinde başlıyor,bir devlet politikası haline geliyor,devletin kendisi oluyor ve sonunda devleti de ortadan kaldırıyordu.

  

Bir ülke var: Bizim ülkemiz değil bu. Ya Romalıların, ya da Gotların ülkesidir.Bu ülkede her gün insanlar sokakta bir birini öldürüyor, kadınlar erkekler tarafından katlediliyor,çocuklar “dayak cennetten çıkmadır” lafıyla büyütülüyor, aynı çocuklar biber gazı fişeğiyle öldürülüyor. Zorla askere gönderilen masum gençler öldürülmüyor,  “şehit” ediliyor. Böyle söyleyince o gençlerin “öldürüldüğünü” daha kolay unutuyor çünkü herkes. Kutsal bir mertebeye ulaşıp,kutsal bir yere gidiyor o çocuklar.Bu ülkenin iç işleri bakanı şöyle bir açıklama yapıyor: “Şiddet bir çözüm yöntemi değildir,şiddet misliyle karşılık bulur,derhal bu akıl dışı yönteme son verilmelidir.”  Hem şiddetin akıl dışı olduğunu söyleyen, hem çözüm olmadığını söyleyen bu iç işleri bakanı; aynı cümlenin içinde “şiddetin kralını biz yaparız,her şeyi de şiddetle biz çözeriz” diyebiliyor.Bu ülkenin iktidar sahipleri,ülke vatandaşlarının üzerine asitli su sıkmaya yarayan savaş cihazları için yeni ihaleler açıyor,kendi ihalelerine kendileri en yüksek teklifi veriyorlar. Neden?Çünkü şiddeti önleyecekler,şiddetin yanlış olduğunu gösterecekler.Neyse ki bu şizofren hastası iktidar sahipleri; bizim ülkemizin değil, Romalıların ya da Gotların iktidar sahipleri. Beş perdelik maganda faciası budur işte....

 

Oysa William Shakespeare ,bir başka muhteşem eseri olan Venedik Taciri’nde şöyle diyor:

 

  “ Merhamet zorla olmaz;gökten süzülen yağmur gibidir.

 

    İki yönden kutsaldır:hem vereni kutsal kılar, hem alanı.

 

  En yüce kişilerde en güçlüdür;Tahtında oturan hükümdara

 

  Tacından daha çok yaraşır.

 

  Hükümdarın asası, dünyasal gücü gösterir;

 

  Hayranlık uyandıran yüce bir mevkiin;

 

  Kralların korkutucu, ürkütücü özellikleri onda yatar.

 

  Oysa merhametin yeri bütün bunların ötesindedir;

 

  Kralların yüreğinde taht kurmuştur o;

 

  Yüce Tanrı'nın bir özelliğidir.

 

  Dünyasal gücün Tanrısal güce en yakın hali,

 

  Adaletle merhametin uzlaşmasıyla çıkar.”

 

 

Ah,William Shakespeare’in kaleminde hayat bulan bu ruh hastası,şiddet düşkünü iktidar sahipleri biraz Shakespeare okusalar, hayatta kutsal olan tek şeyin “yaşam” olduğunu,buraya giden tek yolun da merhametten,diyalogdan ve barıştan geçtiğini anlayabilseler keşke...Ah Romalılar,Ah Gotlar...

 

“Titus Andronicus,Beş Perdelik Maganda Faciası” oyununun yönetmeni,üç defa kalp krizi geçirmiş olan  Işıl Hoca,oyunun broşürüne yazdığı önsözde şöyle diyordu:

 

ŞİDDET FARKSIZLAŞTIRIR

 

  Kalp krizi geçirdiğiniz andaki acı,hiç bir şey...

  Önemli olan ondan sonrası.Tüm yaşamınız...

  Acaba ne zaman bir daha gelecek...

  Çocuğumu kucağımda taşırken mi?

  Araba ile ailemi taşırken mi?

  Sevişirken mi? Yoksa tuvalette mi... Denizde mi...?

  Bu düşüncelerin kafada yarattığı acı daha şiddetli...

  Fiziksel şiddetten öte,siyasal şiddeti yaşıyoruz.Peki.. .

  Kan,acı,haykırış,Oğul,ana,baba,arkadaş...

  Eeee.. Sonra?... Daha sonra?...

  Kalp krizi ne ki?

  Şiddet ne ki?

  Siyaset!!!! (ne mi ki?)

Görüntülenme Sayısı: 1436

FATİH DÖNMEZ - Tiyatrocu/Aktör Yazarın Diğer Yazıları